talâ

talâ
@Basudelmevt
“İçimdeki yaşamın sesi, senin içindeki yaşamın kulağına ulaşamaz. Yine de kendimizi yalnız hissetmemek için konuşalım.” - Halil Cibran
@Basudelmevt·
·
sabitlendi
Albert Camus “Alay” Üzerine (Spoiler)
8/10
·72 syf.··
2026 1. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 00:00
Uzun süredir okumayı arzuladığım ancak başlama noktasında bahanelerime sığınarak ertelediğim bir yazar Albert Camus. Nihayetinde Albert Camus ile tanışmam kendi varoluşsal sorgulamalarım üzerine oldu. Özellikle Absürdizm’i kendime yakın bulmamla birlikte, birincil kaynaklar aracılığıyla olmasa bile ikincil kaynaklarda çok fazla karşılaştığım bir filozof/yazardı. Sonuç olarak okumaya başladım. Okuduğum eser ilk eserlerinden olarak sayabileceğimiz “Tersi ve Yüzü”, bugün de biraz bunun üzerine yazmak istedim. Başlangıçta kitabın anlatı sunan taraf olduğunu, benim de okuyucu olarak bu anlatıya katılıp katılmayacağıma karar vereceğim taraf olduğumu düşündüm. Ancak kitabı ilk okurken, kitabı anlamaya yönelik bir zihin durgunluğuna yakalansam bile, sonrasında altını çizerek okumaya başladım. Nihayetinde daha çok psikolojide özellikle öğrenim süreçlerinde sıkça karşılaştığımız “scaffolding” (belki yapı iskeleti oluşturma olarak çevrilebilir) ile karşılaştım. Konudan çok uzaklaşmadan daha önce duymadıysanız şu şekilde açıklayabilirim: Özellikle ilk öğrenimlerde çocuğun tek başına yapamayacağı, ama biraz destekle yapabileceği görevlerde çevresinin uygun miktarda destek vermesi ve çocuk güçlendikçe de bu desteğin yavaş yavaş çekilmesi. Örneğin: Ceket fermuarının altını geçirirsin → çocuk yukarı çeker. Ayakkabı bağcığını hazır hale getirirsin → çocuk kendi bağlar. Tam olarak fark ettiğimi düşündüğüm şey de bu aslında. Altını çizdikçe bir kitap bana yönelik bir anlatı sunmaktan ziyade cümleleri başlatıyor ve benim tamamlamamı istiyor gibiydi. Anlatıyı yazarken birçok okurla aynı noktada buluşuyor olsak bile nihayetinde ortaya koyduğum anlatı benim elimden yoğrulmuş bir hamur ve pastaneden aldığım kurabiyelere hiç de benzemiyor. Neyse okumaya başladığım bugün itibariyle kitabı
Felsefe
Tersi ve YüzüAlbert Camus · Can Yayınları · 20197,1bin okunma
Reklam

talâ

, şu anda okuyor
%15 (65/407 syf.)
"İçimdeki yaşamın sesi, senin içindeki yaşamın kulağına ulaşamaz. Yine de kendimizi yalnız hissetmemek için konuşalım." - Halil Cibran
Alıntı
Harry Potter, Kelid Aynası Üzerine
Harry aynada kaybettiği ailesini görür. Başkası başarıyı, sevgiyi ya da hiç sahip olamadığı bir hayatı görebilir. Ve Dumbledore şu cümleyi söyler: “Dünyanın en mutlu insanı, Kelid Aynasını sıradan bir ayna gibi kullanabilen kişidir.” Peki neden? Psikodinamik açıdan baktığımızda Kelid Aynası aslında insanın eksiklik duygusuna temas eder. Lacan’ın söylediği gibi, arzu çoğu zaman sahip olduklarımızdan değil; eksikliğini hissettiğimiz şeylerden doğar. Bu yüzden insan aynaya baktığında çoğu zaman olduğu kişiyi değil, “olması gereken” kişiyi görür. Daha başarılı biri. Daha sevilen biri. Daha yeterli biri. Ya da geçmişte kaybettiği birini. Sorun şu ki; insan zihni bazen bu ideal imgeye o kadar bağlanır ki, şimdiki benliğiyle temasını kaybetmeye başlar. Dinamik açıdan bu durum, kişinin kendi gerçekliği yerine idealize edilmiş bir benliğe yatırım yapmasıdır. Ve bu yatırım arttıkça, kişi olduğu haliyle kendine bakmakta zorlanabilir. Oysa psikolojik iyileşme çoğu zaman “eksiksiz” olmakla değil; eksik, kusurlu ve insan olan benlikle temas kurabilmekle ilgilidir. Belki de Dumbledore’un anlatmak istediği şey buydu: Aynadaki hayale saplanıp kalırsan yaşamayı unutursun. Çünkü gerçek hayat, ideal benliğin içinde değil; şu anki kırılgan, eksik ama gerçek benliğin içindedir. Ve belki de mutluluk, bir gün aynaya baktığında sadece şunu diyebilmektir: “Olduğum halimle de var olabilirim.” Siz Kelid Aynası’nda ne görürdünüz? Daha fazlası için beni Instagram’dan takip edebilirsiniz: @psk.talha.onemli Harry Potter ve Felsefe TaşıHarry Potter ve Felsefe Taşı
Duygu ve Düşünce
Bölüm X
“Bakın yağmur yağarken saray yerine bir tavuk kümesi görsem, ıslanmamak için belki kümese girerim, fakat kümes beni yağmurdan korudu diye şükran borcumu ödemek için kümese saray gözüyle bakamam. Bana bilecek hatta böyle bir durumda sarayla kümes arasında fark olmadığını söyleyeceksiniz. Evet, hayatta tek gayemiz ıslanmamak olsaydı dediğiniz doğruydu diye cevap veririm ben de.”
Sayfa 39 - Dostoyevski·Kitabı okuyor
Alıntı