“…Sevinci kalbine sığmıyordu. Yüz bin tane ağzı olsa, her birinin içinde yüz bin tane dil olsa, her dil yüz bin farklı lisanda şükretse ve yüz bin yıl yaşayıp bu şükre devam etse o andaki sevincinin ancak yüz binde birine denk gelebilirdi.”
“Savaştan sonraki değil, önceki gecedir insanın ruhunda iz bırakan. Hani hâlâ sen, sandığın insan iken; dünya, alıştığın mekân. Bulaşmamışken henüz ellerine hiç tanımadığın kişilerin kanı; zihninde kimselere anlatamayacağın suçlar birikmemişken daha.”
“… Kaç hayat yaşayınca yorulur insan? Kaç seneden sonra yaşlı, kaç hezimetten sonra bezgin, kaç sevdadan sonra kalpsiz, kaç kelimeden sonra lâl olur kişi?”