Eseri incelemeden önce yeraltı edebiyatı nedir? Ve nasıl ortaya çıkmıştır. Biraz bu konulara değinmekte yarar olduğunu düşünüyorum.
Her şeyden önce yeraltı edebiyatı bir akımdır. Tıpkı diğer edebi akımlar gibi.
Sert, aykırı, eleştirel, gerçekle hayalin ince çizgisinde var olmaya çalışan yeraltı edebiyatı; alkolizmin, cinselliğin, sıra dışılığın, küfrün dışa vurumudur.
Bu tanıma baktığımızda sadece belirli tanımlamalar içerisinde görebiliriz yeraltı edebiyatını.
Fakat bir diğer açıdan da yeraltı edebiyatını ifade etmek mümkündür.
Yeraltı edebiyatı dediğimiz akım, tamamen derinlik algısı ile alakalıdır. Anlatılmak istenen bir olayı ruhumuzun derinliklerinin aykırı noktalarında ifade edilme biçimidir. Bu ifade biçimi ise tamamen özgür ve insanın ruhunun derinliklerinden çıkan bir anlatımdır.
Bir konu birden fazla şekilde anlatılabilir. Bu noktadaki farklılık tamamen yazarın bakış açısı ve ahlaki normları ile alakalıdır. (Paradigma)
Aslında okuduğumuz kitaplarda cümlelerin oluşturulma biçiminden veya olayların anlatılış şeklindeki tercihlerden, yazarın nasıl bir hayat sürdüğünü ve yaşamı nasıl anlamlandırdığını çok rahat bir şekilde anlamak mümkündür.
İsminden de anlaşılacağı üzere yeraltı edebiyatı, hepimizin zihinlerimizin altında yer alan toplumsal kurallar ve tabular nedeniyle ifade edemediğimiz veya bastırdığımız duyguların ifade edilme biçimidir.
Cesaret ve bir derinlik algısı isteyen bu akımın öncüleri kimlermiş ve tarihsel sürecine gelin birlikte bakalım.
Tarihsel süreç ile alakalı düşüncem şu şekildedir, temel ahlak kurallarının toplumda oluştuğu dönemlerde aslında yeraltı edebiyatı da doğmaya başlamıştır.
Nasıl mı?
20. yy.'ın başlarında kapitalizmin, güç ve iktidar kazanmasıyla birlikte kapitalizm artık dünya görüşü olmaktaydı. Elbette toplumsal normları