En nihayetinde Parti iki kere ikinin beş ettiğini söyleyecek, siz de buna inanmak zorunda kalacaktınız. Eninde sonunda bunu da iddia edeceklerdi, içinde bulundukları pozisyona hâkim olan mantık bunu gerektiriyordu. Sadece tecrübelerin geçerliliğini değil, ebedi gerçekliği de üstü kapalı bir şekilde reddediyordu onların felsefesi. Sonuçta nereden biliyorduk ki iki kere ikinin dört ettiğini? Ya da yer çekimi yasasının gerçek olup olmadığını? Geçmişin değiştirilmez olduğunu nereden biliyorduk? Madem geçmiş de, dış dünya da tek bir zihinde var olabiliyordu ve zihinler denetlenebiliyordu, öyleyse...
Öldükten sonra kimde ne kadarsın, ne çabuk unutulacaksın bir bilsen; inan bana bütün düşüncelerini, rüyaların, hayallerini dahi değiştirmeye çalışırdın. Geride eser bırak ki hatırlanasın. Kimseyi mutlu etmeyi düşünme. Yeri göğü yaratandan başka, kimsenin rızası için uğraşma. Mutlu olmak istiyorsan, acılarınla yaşamayı öğrenmelisin. Bugüne kadar aldığın yaralarla büyümelisin. Gülmek istiyorsan, ağlamayı da bilmelisin. Yaşamak istiyorsan, her an ölebileceğini hesaplamalısın. Yeri göğü yaratan Allah'tan başka, hiç kimseden Allah gibi korkma! Bir kuru can borcun var, o da Allah'a.