"Her devrin kendine mahsus ölçüleri vardır. Bir savaş zamanında barışta olduğu gibi yaşamak, bir inkılâp devrinde statik devirlerin kalıpları içinde sıkışıp kalmak bir gaflet, bir avarelik, bir sapıklık değil de nedir?"
"Kadın mı? Çok basit," der basit formül meraklıları, "bir dölyatağıdır, yumurtalıktır o", bir dişidir. Bu sözcük onu tanımlamaya yeter. Erkeğin ağzında "dişi" sıfatı bir hakaret gibi tınlar; oysa o kendi hayvanlığından utanç duymaz, tersine kendisi hakkında "Erkek!" dendiğinde bundan gurur duyar. "Dişi" terimi, kadını doğaya yerleştirdiğinden değil, cinsiyetine hapsettiği için aşağılayıcıdır.
Sayfa 41 - Koç Üniversitesi Yayınları, cilt 1·Kitabı okuyor
Bir gün, uçaklar, gene aşağıya kâğıt atmaya başladılar. Sanki havadan kudret helvası yağıyormuş gibi kapışan kapışana... Alan, bir süre kâğıdı okumağa çalışıyor, sonra beceremeyip katlıyor, katlıyor ve bir muska gibi kuşağının içine yerleştiriyor.
Bazısı gidip imamı buluyor:
—Okuyuversene, bakalım ne diyor?
İmam hecelemeğe başlıyor:
"Muhterem Anadolu ahalisi, Kemal çeteleri mahvolmuştur. Adım adım bütün şehirleri, kasabaları zapt ettik. Şimdi Ankara üzerine yürüyoruz. Sakın bize karşı düşmanca harekete kalkışmayınız. Biz sizi, Halife tarafından kurtarmağa geliyoruz."
—Ne diyor? Ne diyor?
"...Biz sizi Halife tarafından kurtarmağa geliyoruz,"
Ne Halife'yi, ne de Peygamber'i bildikleri var. Fakat, "kurtarmağa geliyoruz" sözü, bilmeksizin pek hoşlarına gidiyor. Kurtarmak! Sizi, kim kurtarabilir? Sizi gökten melekler inse kurtaramaz. Çünkü, sizi evvelâ sizden, kendinizden kurtarmak lazımdır. İçimden böyle homurdanarak kağıdı imamın elinden çekiyorum. Yere atıp çizmemin ökçesiyle çiğniyorum.
Hepsi hayretle bana bakıyorlar.