Bay C

Uçakların gelişi geçişi, köylüleri eğlendiriyor. Hepsi sırtlarını duvara dayayıp, ağızları bir karış açık seyrediyorlar ve bir, "Vıyy vıyy vıyy, anacığım!"dır gidiyor. "Görüyon mu, bu daha büyük", "Yok, yok, o daha büyük", "Bu öndeki hızlı uçuyor", "Öbürü daha ağır geliyor" derken bazısı baş aşağı inecek gibi olunca, gene hepsi bir ağızdan, "Aman aman, düşüyor..." diye bağrışıyorlar. Sanki, düşecek olan babalarının oğluymuş gibi... Öyle bir kızıyorum, öyle bir kızıyorum ki, yerimde duramıyorum. Adamakıllı bir silâhım olsa köyün ortasında durup bu sırnaşık, bu palavracı pervanelere doğru çekeceğim; fakat benim, bir çifteyle bir brovning tabancasından başka silahım yok. Bir gün, Bekir Çavuş'a verdiğim söze rağmen, kendimi tutamadım: —Ayıptır. Düşman böyle seyredilmez, dedim. Kümenin içinden bir ses: —N'olacak, bize dokunmuyor ki, dedi. Bunun üzerine, keyifleri bozulmuş insanlar gibi homurdanarak dağıldılar. İçlerinden yalnız Salih Ağa pabuçlarını sürükleyerek benden yana geldi. Sırıtarak ve biraz da hışmımdan korkarak: —Sen öyle diyon emme, bunların bize faydası oldu. Görmüyon mu, hiçbir yanda kargalardan iz kalmadı. Harman yerinde, tahılı hep yirlerdi. Başımı çevirip yüzüne sert sert bakınca dondu kaldı. Benden dayak yediği gündeki gibi solumağa başladı. Yanından uzaklaştım, gittim.
Sayfa 149 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kara haber bulutları, bütün göğü kapladı. Zaten buna ne hacet... Gün geçmiyor ki, üç-dört düşman uçağı başımız üstünde uçmasın. Bir defasında o kadar alçaktan geçtiler ki, kanatlarının altındaki mavili beyazlı rengi bile göründü. Bir başka defa, yere birtakım kâğıtlar attılar. Bu kâğıtlardan bir tanesi benim elime geçti. Diyordu ki: "Eskişehir, Kütahya'yı aldık. Yarın öbür gün buralara kadar geleceğiz. Sakın, yerinizden, yurdunuzdan olmayınız. Biz size kötülük etmeğe gelmiyoruz. Halife ve Padişah bizimle beraberdir. Biz sizi Kemal'in çetelerinden kurtarmak için harbediyoruz!" Köylüler, bunu okuyunca, her birinin gözünün sevinçten parıl parıl parlamağa başladığını gördüm. Yalnız, Bekir Çavuş endişelidir. Başını iki yana sallıyor: —Şimdi böyle derler amma, sen kulak asma. Bütün bu tatlı diller hep girinceye kadardır. Sonra başlarlar köyde ne varsa sömürmeğe... Vallahi, bir lokma ekmek, bir tane yumurta bırakmazlar. Bütün samanları, hayvanlara yedirirler. Yağ, davar, kuzu, keçi ne bulurlarsa yutarlar. Bana kalırsa, şimdiden bunları kaçırıp saklamanın bir yolunu bulmalı. Salih Ağa, arsız bir tebessümle sırıtıyor: —Ben, işittim. Aldıkları, yedikleri şeylerin hep parasını verirlermiş. (...) Ben, bir kenardan, yüreğim boğazıma tıkanmış bir halde, millî bir felaketin arifesindeki bu basit, bu aşağılık konuşmaları dinliyorum.
Sayfa 125 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Önemli bir olay esnasında, fena bir haber almak bile hiç haber almamaktan iyidir. Bazı günler, Eskişehir'e kadar yayan koşacak gibi oluyorum. Bazı günler en uzak tepelere tırmanıp, belki cepheden bir top sesi duyarım diye baştan aşağıya kulak kesiliyorum. Unutuyorum ki, muharebe hiç değilse, iki yüz kilometrelik bir mesafenin öte yanında oluyor.
Sayfa 120 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
"Biz de özel çıkar düşüncesiyle mutluluk düşüncesini karıştırmıyoruz. Bu, çok sık karşılaştığımız bir başka bakış açısıdır. Haremdeki kadınlar seçmen kadından daha mutlu değiller midir? Ev kadını işçi kadından daha mutlu değil midir? Mut­luluk sözcüğünün ne anlama geldiğini, hele hele hangi gerçek değerleri gizlediği­ni pek bilmiyoruz; başkalarının mutluluğunu ölçmenin hiçbir olanağı yoktur ve onlara dayatılmak istenen durumun mutluluk olduğunu beyan etmek her zaman kolaydır. Devinimsizliğin mutluluk olduğu gerekçesiyle, özellikle de durağanlığa mahkum edilenlerin mutlu olduğu ilan edilir. Dolayısıyla, mutluluk kavramına başvurmayacağız.
Sayfa 36 - Koç Üniversitesi Yayınları, cilt 1·Kitabı okuyor
Felsefe
Kadın konusundaki kitaplardan bazılarını inceler­sek, en çok benimsenen bakış açısının kamusal yararın, genel çıkarın bakış açısı olduğunu görürüz. Aslında herkesin bundan anladığı, kurmayı ya da ayakta tut­mayı istediği toplumun yararıdır. Bize gelince, yurttaşların özel yararlarını gü­vence altına alanın dışında bir kamusal yararın var olmadığını düşünüyoruz.
Sayfa 36 - Koç Üniversitesi Yayınları, cilt 1·Kitabı okuyor
Felsefe