Kadınlara yöneltilen saldırıların çokluğu ve şiddeti karşısında sindirilmemize izin vermeyeceğimiz gibi, ne "gerçek kadın"a bir ödül gibi sunulan çıkarcı övgülere kanacağız, ne de kadının hiçbir şekilde paylaşmayı istemeyecekleri yazgısının onlarda uyandırdığı coşkuya kapılacağız.
Sayfa 34 - Koç Üniversitesi Yayınları, cilt 1·Kitabı okuyor
Kadına karşı, işbirliği yapmaya yatkın ve iyi niyetli bir yaklaşım benimsediğinde, soyut eşitlik ilkesini gündeme getirir ve gerçekliğini gördüğü somut eşitsizliği ortaya koymaz. Ancak kadınla çatışma içine girdiği andan itibaren durum tersine döner. Artık, somut eşitsizlik ilkesini gündeme getirecek, hatta soyut eşitliği yadsımak için ondan güç alacaktır. İşte bu yüzdendir ki birçok erkek neredeyse iyi niyetle, kadınlarla erkeklerin eşit olduğunu ve kadınların bir şey talep etmesine gerek olmadığını ileri sürerken, aynı zamanda da kadınların hiçbir zaman erkeklerin eşiti olamayacağını ve taleplerinin boşuna olduğunu iddia eder.
Sayfa 34 - Koç Üniversitesi Yayınları, cilt 1·Kitabı okuyor
"Lokomotif, ray, istasyon... Sahi, yazmayı unuttum. Oysa, benim için mevsimin en büyük hadiselerinden biri de bu olmuştu. Eğer, ıssız, ücra Anadolu yaylalarının ortasında, uzun müddet kalmışsanız, sizi medenî merkezlerden birine ulaştırmak kudretine haiz olan şeylerden birini görmenin, bir telgraf direğiyle, bir demiryoluyla, bir istasyon binasıyla karşı karşıya gelmenin ne olduğunu mutlaka bileceksiniz. Bilmeyene ise bunu anlatmak çok güçtür."
Ordunun, Anadolu ordusunun genel bir taarruza geçeceği söylentileri günden güne kuvvet buluyor. Memleketin hemen bütün gazetelerinde bu bekleniyor, bunun sözü oluyor. İstanbul Hükümeti erkânının bir murahhas heyet halinde Ankara'ya gelişleri, millî teşkilatın gücünü bir kat daha ispat etti. Bu adamlar, buraya ne söylemeğe, ne istemeğe geldiler? Mutlaka, bize itidal ve boyun eğme tavsiye etmeğe geldiler. Bunlar, bir ölüm mahkûmuna, son saatinde teselliye giden papazları andırıyorlar.
"Cesaret evlâdım, cesaret. Bunun ötesinde başka hayata, ebedi bir hayata ereceksin. Şimdi, söyle, söyle bakalım, son emelin nedir?"
"Ölmemek!"
Papazlar irkiliyorlar. İçlerinden, "Amma da aksi bir idam mahkûmuna çattık," diyorlar.
İşte, Anadolu'nun dediği, işte İstanbul Hükümeti'nin söylediği...