Biz, fikirlerimize düşman olanlarla her şekilde mücadeleye hazırız: Yazı ile, sözle, gazete çıkararak, kitap neşrederek, mahkeme karşısına çıkarak... Hatta hapse girerek... Memleketin ve milletin hayrına olduğuna inandığımız fikirleri her zaman ortaya dökeceğiz, hiçbir şeyden yılmayacağız. Çünkü halkın bizimle beraber olduğunu biliyoruz. Şimdiye kadar bu uğurda nasıl savaştığımızı herkes gördü, anladı: En sinsi iftiralara, en barbarca taarruzlara uğradık, matbaalarla, mürettiphanelerle, bayilerle uğraştık. İnsanı canından bezdirecek zorluklarla karşılaştık, fakat davamızdan bezmedik. Tehditler bizi yıldırmadı, zorluklar yolumuzdan döndürmedi.
Yalnız bir noktada aczimizi itirafa mecburuz: Biz hiçbir zaman, düşmanlarımızın bize karşı kullandıkları silahları kullanamayacağız. Çünkü bu silahlar, bizim elimizi süremeyeceğimiz kadar kirli ve korkakçadır.
Bir gazetenin kanun dairesinde çıkmasına müsaade ettikten sonra, onu kanunsuz yollardan sattırmamak, binlerce lira sarfıyla basılan kırk elli bin gazeteyi keyfi bir emirle ve bütün kanunlara rağmen toplatmak, idarehaneleri mühürletip açtırmamak, yahut da gece vakti, satılmış adamlara idarehane soydurup yazı, resim, evrak, defter çaldırmak, sonra da, hain dedikleri insanlardan çaldıkları bu yazılarla başka bir gazete çıkarıp beş on kuruş kazanmaya kalkışmak...
Hayır, bunlar bizim yapabileceğimiz işler değil... İtiraf ediyoruz. Bu hususta hasımlarımızdan çok gerideyiz...