Abdulla Qodiriy’nin “O‘tkan Kunlar” (Geçmiş Günler) adlı romanı, 19. yüzyılın sonlarında Türkistan’da, özellikle Hokand ve Taşkent çevresinde geçen olayları hem bireysel aşk hem de toplumsal dönüşüm perspektifinden işleyen, Özbek edebiyatının ilk tarihî romanıdır. Eserde bir yandan içli bir aşk hikâyesi anlatılırken, diğer yandan çürümüş feodal yapı, cehalet, yobazlık, rüşvet ve halkın kaderine terk edilişi cesurca eleştirilir.
Romanın başkahramanı Otabek, Taşkentli zengin ve tanınmış bir tüccarın oğlu olarak, hem iyi bir eğitim almış hem de dünyayı tanımaya meraklı, yenilikçi fikirleriyle öne çıkan bir gençtir. Taşkent’teki adaletsizlik ve yozlaşmış düzen karşısında içsel bir sıkıntı hisseder ve kendini sadece ticarete değil, halkın uyanışına adamayı arzulayan bir yolculuğa çıkar. Bir ticaret seyahati vesilesiyle Hokand’a gider ve burada güzelliği, asaleti ve yüksek ahlâkıyla dikkat çeken Kumush ile tanışır. İki genç arasında kısa sürede derin bir aşk doğar ve ailelerin de rızasıyla evlenirler. Otabek için Kumush sadece bir eş değil, aynı zamanda ruhunun eşi, yol arkadaşıdır.
Ancak Taşkent’e döndüklerinde, Otabek’i geleneklerin ağırlığı beklemektedir. Ailesi, onun Kumush dışında başka biriyle, Zaynab adlı bir kızla daha evlenmesini ister. Otabek buna gönülsüzce razı olur. Bu ikinci evlilik, trajedilerin kapısını aralar. Zaynab, Kumush'u kıskanır ve zamanla nefret duymaya başlar. Bu nefret, Kumush’un sinsice zehirlenmesine kadar varır. Kumush’un ölümü, Otabek’in hayatında derin bir kırılma yaratır. Onun için artık yaşamak yalnızca bir yük, ideal uğruna katlanılması gereken bir görevdir.
Bu süreçte Otabek, halkın yaşadığı sıkıntıları daha derinden gözlemlemeye başlar. Medreselerdeki gerilik, kadıların rüşvetle hüküm vermesi, mollaların cehaleti yüceltmesi, kadınların