Bazen

Bazen
@Bazen
Bi arkadaşa bakıp çıkmamayı planlıyorum.
2/10
·336 syf.··
2017 40. kitabı
kitap ilginç bir konuya sahipti ve ilginç bir uslup sahibi olma iddiasındaydı. Konuşmalar kişiyi belirten herhangi bir işaret olmadan ardarda geliyordu, nedeni bilinmeyen bir körlük hastalığı toplumda hızlıca yayılıyordu, problemin nedenini anlayamayan, bilmeyen roman kahramanları gibi biz de kahramanların adını sanını bilmiyorduk. Bu üslup yerinde kullanılabilseydi eğer yazarın vermek istediği kaos duygusunu oldukça güçlendirici bir etki yapabilirdi ama malesef yazar bunu başarmak da oldukça zayıf kalmış. Kitap boyunca gerek diyalogların kahramanların duygularını okuyucuya hissettirmekteki başarısızlığı, yapaylığı ve gerek yazarın kahramanlarının sözleri üzerinden entellektüel didaktiklik taslama konusundaki ısrarı nedeniyle okuyucu ve anlatılan olay arasındaki mesafe bir türlü kapanamadı.ayrıca diğer kitaplarını bilmiyorum ama en takdir edilen ve beğenilen kitabı buysa eğer yazarın nasıl Nobel alabildiğini anlayabilmek mümkün değil. Açıkçası saramagonun dilini baya zayıf buldum.
Edebiyat
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Bazen

, bir kitap okudu
2/10
·336 syf.··
2017 40. kitabı
José Saramago
8.3/10 · 132bin okunma
9/10
·150 syf.··
Beğendi
·
2017 39. kitabı
Protestan inanışta özellikle kalvinizm de katı bir kadercilik hakimdir. Kişilerin yazgısında kurtuluşa mı ereceği, kafir mi olacağı yazılmıştır ve bunu değiştirmek için yapabileceği hiç bir şey yoktur. Sadece kişi eylemlerinde dünya üzerinde tanrının şanını yüceltip yüceltemeyeceğinin delillerini görebilir. Böylece bitmek bilmeden çalışan, boş durmayı, tembelliği hakir gören insan tanrı şanı adına elde ettiği dünyalık mal, makam sayesinde kurtuluşa erdiğinden emin olur. Mal heva heves için kazanılmamıştır bu da katı bir tutumluluk neticesinde sermayenin durmadan birikmesine yol açar. Katolik mistizmine karşılık protestanlık akılcıdır.dünya hayatından el etek çekmeyi büyük günah olarak nitelendirir, doğru yatırımlar, girişimcilik, emek, bilimsel buluşların desteklenmesi, tasarruf feodal toplum yapısında kökten değişikliklere neden olur ve böylece kapitalist toplumun çekirdeği oluşmuştur. Max weber kitapta bütün kötülüklerin anası kapitalizm mitini yıkmaya çalışarak kötülüğün başlangıcının kapitalizm olamayacağını, tam tersi kapitalizmin yeni ve pek çok açıdan daha yüksek iş ahlakına sahip, çalışkan, tutumlu yeni bir sınıf üzerinden geliştiğini açıklamaya çalışıyor. Belli açılardan bu haklılık payı yüksek bir iddia. Fakat bu eylemlerinin doğruluğundan son derece emin (nasıl olsa tanrı şanını dünyada yaymak için uğraşıyorlar) sınıfın eylemlerinin amaçlandığı kadar ahlaki olup olmadığı ise tartışılması gereken konu. 7 yaşında çocukları günde 12 saatten fazla ağır sanayide çalıştıran, 2 yaşında çocukları işçi yapan düzen bu sınıfın emeğe yaklaşımının sadece küçük bir sonucu. Kitapta protestanların katı sömürgecilik karşıtı olduğu savı da tutarlılıktan uzak. Tıpkı kapitalizmi oluşturan ana sermayenin sadece çalışkan, dürüst girişimcilerden kaynaklı olduğu savı gibi . yinede
Din
Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin RuhuMax Weber · Alter Yayıncılık · 20091,562 okunma
Teddy katz 1998 yılında filistinin tantura köyünde israil askerleri tarafından işlenen ve 250 Filistinli köylünün ölümü ile sonuçlanan katliamı gün ışığına çıkaran bir yüksek lisans tezi yazdı. Tez ancak 2000 yılında basılabildi.hayfa Üniversitesi tezin hatalı olduğu konusunda ısrarlıydı. Söz konusu akademik çalışma daha sonra mahkemeye verildi ve bu katliamı işleyen israil birliğinin halihazırda emekliye ayrılmış subayları tarafından katz aleyhine dava açıldı. Nihayetinde katz iddialarını geri almak zorunda bırakıldı sonrasında ise yapılan araştırmalarda katz ın iddialarında haklı olduğu ortaya çıktı.bunu knesset koalisyonunun post siyonist (gerçek anlamı siyonist olmayan herkesdi) öğretim görevlilerinin üniversiteden atılmalarına ilişkin karar izledi. yukarıda bahsi geçen kitabın yazarı da ilerleyen süreçte üniversiteden kovulacaktı. Peki batılı değerler dediğimiz şey neydi.ifade ve düşünce özgürlüğü? İsrail hiç bir eşcinselin çatıdan atılmadığı ülkeydi bunu "islamcı cihadistlere" karşı ortadoğu da seküler bir dünya kurarak sağlıyordu. Sadece bu konforlu seküler dünyanın bir parçası olabilmeniz için ana tarafından yahudi (ırkçılık mı yoo yoo hiç alakası yok), siyonist, israil devlet politikalarını sorgusuz sualsiz kabul eden biri olmanız gerekiyordu.acaba böylece batılı değerler korunmuş oluyormuydu? Hiç şüpheniz olmasın.hatta batılı değerlerin özü bundan daha iyi yakalanmış olamazdı. Eşcinseller barbarca çatılardan atılmıyordu ve çocuklar plajlarda yanlışlıkla bombaların önüne koşuverirken ölüyorlardı . Gazze de ki çocukların malnütrisyon oranıyla ise hiç ilgilenmiyorduk. Biz müslümanlar olarak Filistin meselesine baktığımızda görmemiz gereken tek bir şey var. İsrailin filistinlileri fütursuzca öldürebilmesi, aşağılaması, göçe zorlaması ve Filistini işgal etmesi
Din