14 nesil kör doğan kör büyüyen kör ölen bir millet. Dünyanın ortasında sıkışmış bir körler ülkesi. Hayatlarını koklayarak ve işiterek idame ettiren bunu da çok başarılı yapan bir halk. Bir kaza sonucu karakterimizi bu ülkeye girdiğinde halka önce “gördüğünü” kanıtlamaya çalışıyor fakat halkın görme anlayışı bizim bildiğimizin çok dışında.
Kitapta salt görmenin ne kadar sığ olduğunu bunu betimlerken yüzünde ki şişen iki şeyin düşünmeyi engellemesi tanımı çok etkileyiciydi. Bir çoklarımız için görmek; düşünmenin , hayal etmenin, tasarlamanın önünde körlük oluşturuyor.
Baştan sonra sürüklendiğim bir kitaptı. Ara ara olay örgüsünde beni şoka sokan detaylar oldu. Mitolojide İokestenin çocukları kitaptaki kurguda yer edinenden farklı olsa da kitapta yer alan kurgu çok ilgi çekiciydi.
Anonim bir kişinin zihnine yolculuk. Geçmiş, gelecek ve anın içinde bulunduğum, bazen kendi günlüğümü okur gibi hissettiğim bir kurguydu.
Yer yer (çeviriden kaynaklı olduğunu düşünüyorum ) kitaptan koptuğum oldu.
Kar HavasıJessica Au · Timaş Yayınları · 2023295 okunma
Beğenip beğenmemek konusunda kararsızım. Distopik bir dünya olması kurguyu güzelleştirmiş fakat anlatım basit. Nobel edebiyat ödülü ile birlikte en iyi 100 İngilizce eser arasında olması beklentimi yükseltti. Fakat (özellikle ilk 100 sayfa) beklentimi karşılamadı diyebilirim.
Beni Asla BırakmaKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 202512,2bin okunma
1518’de Fransa’da -gerçekten- yaşanan bir salgın. Cüzzam değil, veba değil, kolera değil, dans. Evet dans. Travma sonra histerik bir şekilde dans etmeye başlayan karakterimiz sonrasında
mahalle halkına bulaştırıyor dansı. Ölümler, siyaset, din hatta Osmanlı’nın tokatı(!) adına güçlü betimlemeler mevcut. Etkileyici, sarsıcı, güçlü bir kurgu.
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma