Bakiyorum da, insanlari kazanmak icin en iyi care onlarin sevdiklerini sever gorunmek, dogru dediklerine dogru demek, kusurlarini övmek, her yaptiklarini alkislamak. Yaranacak misin, asiri gitmekten korkma. Yalan soyledigin istedigi kadar belli olsun, suratindan aksin, en zeki insanlar bile kaniveriyorlar dalkavukluga. Pohpohu bastiniz mi, en gulunc en yuzsuzce soylenmis sozleri bile yutuyorlar. Bu benim yaptigim iste insan durustlugunu yitiriyor biraz; ama insanlara muhtac oldunuz mu, uymak zorundasiniz onlara. Onlari baska yoldan kazanmiyorsa insan, kabahat pohpohlayanda degil, pohpoh isteyende.
Ah be üstad... pek begenemedim bu kitabi. Akıcı ve kendini okutuyor ona lafim yok ama ne bileyim hikayeler sanki apar topar bitirilmis de havada kalmis gibi.. ozellikle "Çömlek Alyoşa", "Balodan sonra" ve "üc ölüm" hikayelerinden umutluydum; -guzel vurucu bir son beni bekliyor herhalde- dedim ama bir anda bitiverdi hikayeler. Ee ne oldu simdi oldum.
Gene Tolstoy bu! Dedigim gibi kendini okutuyor ama hikayelerin sonlari konusunda fazla heyecanlanmayin
Rusya'da gunesin tam olarak batmadigi beyaz gecelerinde yapayalniz bir hayalperestin yolda karsilasip tanistigi Nastenka isimli genc bir kizla once dostluk olarak baslayan ama daha sonra daha da ilerleyen muhabbetlerinin hikayesi.. sadece 4 beyaz gece suren bir mecera..
Dostoyevski'nin herhalde en guzel kitaplarindan birisidir.. dokunakli ve etkileyici bir ask hikayesi..
Okuyun efendim..