***
Kaç, kaç, kaç… Ayrıntıların ve fuzuli hikayelerin içinde boğulmak istemiyorsan bu kitaptan kaç. İlk defa Livaneli okurken soluksuz kaldım. Bir Allah’ın adamının da hikayesini bilmeyivereyim dedim, cahil kalayım bu neymiş yahu.
Tamam bilgi birikimi açısından muazzam. Hakkını yemek istemem, emek var bu kitapta hikayelerinden esinlenilmiş dünya kadar insan. Ders alınması gereken milyonlarca fikir, konu, olay…
Konusunu toparlayacak olursam eğer; Konstantiniyye Oteli’nin açılışı ile başlayıp açılışın bitmesiyle sona eriyor kitap. Ve bu açılışa gelmiş olan tüm konuklar, bu konukların aileleleri( babası, atası, babaannesi, kardeşi vs), çalışan garsonların bir çoğu ve bunların yanı sıra otel sahibi ve eşi ve çocukları ile esas kız ve sevgilisinin teker teker hikayelerine yer verilmiş diyip bitireceğimi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz :) Çünkü bütün bu insanlar, isimler, mekanlar yetmiyormuş gibi otelle alakası olmayan birkaç kişinin( örneğin yoldan geçen, taksiye binen veya kocası tarafından şiddete uğrayan vs) de hikayesine yer verilmiş.
Nasıl? Şu kısacık incelemeyi okurken bile yoruldunuz değil mi? Bir de kitabı sonuna kadar okuyan benim gibi zavallıları düşünün. 476 sayfa ve yüzbinlerce hikaye ve isim. Üstelik bir öykü kitabı değil bu, hepsinin toplanıp ortak bir hikayede birleştirildiği bir roman.
Kaç defa bırakmaya meyil ettim ama mucizevi bir şekilde bitirebildim.
Ha bir de astral seyahate de yer verilmiş, tarihi bilgiler, din uğruna işlenen cinayetler, ölüler alemi ve daha neler neler.. Aklıma her şeyin satıldığı bir pazar yeri geldi şimdi; gel vatandaş gel..
Sonuç olarak toplumsal duyarlılık konusunda bir markasın Livaneli. Emeğine sağlık, iyi ki varsın ve Türk Edebiyatı iyi ki sana sahip. İyi günler dilerim herkese ve iyi okumalar…