RETA

RETA
@BegonyaBoothas
Yaşamak için kendine bir neden bulmazsan ölürsün, derler.. Evli
Mersin
22 Aralık
193 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 20)
2051 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Unutulmuş kitaplar mezarlığı aslında var!
Puan vermedi·312 syf.··
Beğendi
·
2025 50. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2025 11:05
Merhaba! Sevgili kitabımızın sevgili incelemesini bende ayrı bir yeri olan serinin ilk kitabına Rüzgarın Gölgesi’ne ithaf etmek istiyorum… Seriyle tanışma kitabım, seri olduğunu bilmeden başladığım ve aşık olduğum bir kitaptı ki birlikte seçip okuduğum arkadaşıma da buradan selamlarımı gönderiyorum.. Sempere ve Oğulları Kitabevi mi! Ah Tanrım! Nasıl benimsedim nasıl. Öyle ki kitapçının hemen üstünde bulunan evi(yani evden çıkıp merdivenleri inerek kitapçıya çıkmalarını veya tam tersi), kitapçının arka tarafındaki mutfağı, mutfaktaki masa sandalyeleri, orada yapılan sohbetleri, birçok kitaba ev sahipliği yapan depolarını, kitapçının kapısını, dizaynını düzenini adım adım kafamda canlandırabiliyorum, kokusunu bile alabiliyorum, oraya aitmiş gibi hissediyorum, İsabella’ymışım mesela yada ne bileyim oraya konu olmuş kadınlardan biri.. Roman kahramanı olmak mı keşke! Bahsedilen serinin, her kitabının ayrı bir dünyası ayrı bir konusu ve ayrı bir çekiciliği var evet ama ucundan bucağından bir şekilde birbirine bağlı. Özellikle iki ve üç devam niteliğinde olmasa da bir annenin iki ayrı adamdan iki ayrı çocuk doğurması gibi düşünülebilir. Benzetmeyi mazur görmenizi dilerim, ama tam olarak böyle. :) Ne yani mizahta mı yapmayalım? O ööyle sıkıcı sıkıcı içi geçmiş ezbere yazılan incelemeler bana göre değil a dostlar, duygularımı katmasam hiçbir anlam ifade etmiyor benim için.. Kitabın konusunu açıp bir yerlerden okuyabilirsiniz nasılsa. Değil mi? Neyse bir değinelim yine de.. Bir kitabı niçin alırsınız, konusunu neye göre seçersiniz veya türünü? Macera mı olmalı bir kitapta aksiyonu bol bir polisiye? Veya gizemlerle dolu sizi sürekli merak etmeye ve bulmaca çözmeye çalışır gibi yapboz parçalarını birleştirmeye çalışan bir kitap mı? E hadi bunları geçelim deyip ben aşk konulu bir
Cennet MahkumuCarlos Ruiz Zafon · Kırmızı Kedi Yayınları · 2021285 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Spoiler var mı bilmiyorum, gerginim üstüme gelmeyin :)
6/10
·408 syf.··
2025 48. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2025 14:37
Homoseksüeller, homolar, erkekler, para babaları, fahişe erkekler, erkek katil varsayımı ve beceriksiz erkek polisimiz.. Eril bir atmosfer, böyle bir konuya ve vasat bir polisiyeye hazırım okumak istiyorum diyorsanız buyrun. Allahım bu cümleleri yazan ben değilim olamam hayır hayır.. Grange benim için polisiyenin beyaz atlı prensiydi. Kutsal bir metaydı benim için. Öyle de kalsın isterdim. Nereden başlasam bilemiyorum, Afrika’ya değindiği için, Lontano ve Kongo'ya Ağıt ile kıyaslamadan edemiyorum. Sanırım okuduğum son Grange kitaplarıydı. Kitaba değinmek istemiyorum aslında, kinimi ortaya dökmekte. [:)] Ama bir polis müfettişi bu kadar mı beceriksiz olur; hayır bu karakteri oluştururken, biraz da işe yaramaz ne yaptığını bilmeyen aptal aptal yöntemler deneyen bir çaylağı mı konu edineyim dedin, geçmişteki profesyoneller yetti artık mı dedin ne dedin¿ Böyle şeyler yazacağına boşver bırak yahu. Çünkü seni o ihtişamlı halinle hatırlamak daha güzel. Nerede o beyin yakan kitaplar, sürükleyici, akıl almaz katiller asla tahmin edilemeyen sonlar vs vs.. Cidden, yapılan işten artık eskisi gibi kâr payı alamayan bir tacir kadar bedbahtım. Seçilen konu ile sözümona farklılığını ortaya koymaya, güncel ve kapı arkasına gizlenen bir konuya parmak basmaya çalışılmış lakin konu günümüzde değil de 1980ler Fransasında geçiyor. Ama kitabı okurken kendinizi hiçbir şekilde tarihe yolculuk yapan bir okur gibi hissetmiyorsunuz. Yani ben asla kendimi 80’leri anlatan bir kitabı okuyormuşum gibi hissetmedim ki arada tarihten bahsedilmese farkında bile olmuyordum. Homoseksüeller hayatımızın bir gerçeği evette gözümüze gözümüze sokmanın, yaptıkları icraatları en ince ayrıntısına kadar anlatmanın ne anlamı var. Hey dostum, bu bir polisiye romanı lanet olsun iğrenç ve argo olan her şey
Cehennem DiskosuJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap Yayınları · 20251,107 okunma
Yorum tadında bir inceleme..
9/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2025 09:02
Bir amaç daha ekledim hayatıma, Hollanda’ya gitmek, Spinoza’nın kütüphanesinde gezinmek, mezarı yerine geçen anıtı ziyaret etmek ve onun soluduğu havayı solumak yürüdüğü sokaklarda yürümek.. Bir gün farklı bir evrende, insanlar insanları dinleri yüzünden ayrıştırmayacak. (Tanrı her daim var olmalı çünkü bir şeylere tutunmaya ihtiyacımız var.)Ama din yüzünden ölüm olmayacak, dışlama, ötekileştirme, yok etme olmayacak. İnsanlar sadece kişilikleri ve karakterleriyle kabul edilecek veya eleştirilecek. Mantık sağduyu ve duygular egemen olacak. Duyguları ben ekledim. Benim evrenim ya bu.. Evet mantık önemli ama insan kalabilmek için duygular olmalı.. Duygusallık yorucu evet, ama bir o kadar insancıl. Bence hayatın anlamı hissetmekten geçiyor, bir şeyleri hissedip deneyimlemeden yaşamış saymıyorum, kendimi de yaşıyor saymıyorum.. Bu dünyada imkansız belki ama başka bir evren, benim düşlediğim olmasını istediğim.. Bu fikre tutunuyorum ve benim de hayatta kalma yöntemim bu. Kendini kandırmak mı? Kim kendini bir şekilde kandırmadan hayatına devam edebiliyor ki? Yapmayın.. Dürüst olalım en azından kendimize karşı. Bu, incelemeden çok kitabın hissettirdikleriyle alakalı bir yazı oldu. Konusunu her yerden bulup okuyabilirsiniz nasılsa. Felsefe, psikoloji ve tarihin iç içe geçtiği, geçmişte yaşamış iki önemli karakterin bir şekilde ortak noktaları üzerine kurulan ve felsefik düşüncelerin sadeleştirilerek anlatıldığı enfes bir kitap. Buraya kadar geldiyseniz teşekkür ederim canım okur. Spinoza ile bitirmek istiyorum.. “Lütfen, Tanrı’yı kendi tarzımda sevmeme izin ver.”
Spinoza ProblemiIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 20192,694 okunma
Ankara’nın Bağlarından Fadime’nin Düğününe
Puan vermedi·480 syf.··
2024 88. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2024 14:08
*** Kaç, kaç, kaç… Ayrıntıların ve fuzuli hikayelerin içinde boğulmak istemiyorsan bu kitaptan kaç. İlk defa Livaneli okurken soluksuz kaldım. Bir Allah’ın adamının da hikayesini bilmeyivereyim dedim, cahil kalayım bu neymiş yahu. Tamam bilgi birikimi açısından muazzam. Hakkını yemek istemem, emek var bu kitapta hikayelerinden esinlenilmiş dünya kadar insan. Ders alınması gereken milyonlarca fikir, konu, olay… Konusunu toparlayacak olursam eğer; Konstantiniyye Oteli’nin açılışı ile başlayıp açılışın bitmesiyle sona eriyor kitap. Ve bu açılışa gelmiş olan tüm konuklar, bu konukların aileleleri( babası, atası, babaannesi, kardeşi vs), çalışan garsonların bir çoğu ve bunların yanı sıra otel sahibi ve eşi ve çocukları ile esas kız ve sevgilisinin teker teker hikayelerine yer verilmiş diyip bitireceğimi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz :) Çünkü bütün bu insanlar, isimler, mekanlar yetmiyormuş gibi otelle alakası olmayan birkaç kişinin( örneğin yoldan geçen, taksiye binen veya kocası tarafından şiddete uğrayan vs) de hikayesine yer verilmiş. Nasıl? Şu kısacık incelemeyi okurken bile yoruldunuz değil mi? Bir de kitabı sonuna kadar okuyan benim gibi zavallıları düşünün. 476 sayfa ve yüzbinlerce hikaye ve isim. Üstelik bir öykü kitabı değil bu, hepsinin toplanıp ortak bir hikayede birleştirildiği bir roman. Kaç defa bırakmaya meyil ettim ama mucizevi bir şekilde bitirebildim. Ha bir de astral seyahate de yer verilmiş, tarihi bilgiler, din uğruna işlenen cinayetler, ölüler alemi ve daha neler neler.. Aklıma her şeyin satıldığı bir pazar yeri geldi şimdi; gel vatandaş gel.. Sonuç olarak toplumsal duyarlılık konusunda bir markasın Livaneli. Emeğine sağlık, iyi ki varsın ve Türk Edebiyatı iyi ki sana sahip. İyi günler dilerim herkese ve iyi okumalar…
Konstantiniyye OteliZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202022,3bin okunma
Benim Babam Senin Babanı Döver! :)
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2024 70. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2024 15:28
Aziz Nesin okumak öyle keyifli ki.. Gerçekle mizahın o ince buluşması, birbiri içinde kaybolması.. Ve bizim birini diğerinden ayırmak yerine onları bir bütün şeklinde kabul edip kendi halimize gülmemiz.. Evet evet, vallahi doğru söylüyor, hay allah şu yaptığımız şeylere bak! demek gibi bir öz bilince sahip olmamız daha doğrusu olanlarımız şanslılar onlar işte, şanslı olanlar! Bir insan, yaşadığı ülkenin en küçüğünden tutun da en büyüğüne kadar(yaş olarak tabi) her yaşta insanın ne düşündüğünü ne yaşadığını böyle içten özümseyip kelimelere dökebilir mi cidden? Üstelik en olumsuzunu bile ince bir mizah anlayışıyla bizlere aktarmak nasıl bir ustalık gerektirir, değil mi? Empati yeteneğine saygım sonsuz.. Özellikle bu kitabının sonunda ‘sevgili çocuklarım’ diye bir yazı eklemiş. Yalnız Türk çocuklarını veya kendi çocuklarımı değil dünyanın tüm çocuklarını seviyorum diye de devam etmiş. Hani sanki yüreği kocaamaan bir baba gibi. İçim bir garip oldu ne bileyim, biri bana sevgiden oluşan bir buket hediye etmiş gibi.. Kitapta, beşinci sınıfa giden Zeynep ve Ahmet’in birbirine yazdığı mektuplar yer alıyor. Küçüklerin gözünden büyüklerin tavırları vs eleştiriliyor. Kitapta da değinilmiş aslında; bu çocuklar sonradan büyüyor ve onların da çocukları oluyor, ama her ne hikmetse bu büyüyenler sanki daha önce çocuk olmamışlar gibi hep büyüklerin penceresinden bakıyorlar çocukların dünyasına. Yazarın da dediği gibi, sanki aradan yüz yıllar geçmiş gibi.. {Bu kısım kitabın konusu değil de kitapla alakalı yorumlar kısmına eklenebilir daha çok :)} Aziz Nesin okumayan var mı bilmiyorum ama okumayanlara sesleniyorum: Hey! Ne çok şey kaçırdığınızı bilmiyorsunuz. Her şeyin bunalım ve sıkıntılı olduğu şu hayatta mizah olan her şeye sarılmalı sahip çıkılmalı, hele ki böyle kaliteli ve
Şimdiki Çocuklar HarikaAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 201920,6bin okunma