Livaneli'nin kaleminden birçok okurun söylediği gibi sadece Ortadoğudaki değil hem batıda hem doğudaki bitmek bilmeyen zulmü, faşizmi, ırkçılığı dile getiren şahsi görüşüme göre harika bir eser.
Kitapdaki ana karakterlerden biri olan gazeteci İbrahim'in çocukluk arkadaşının ölüm haberi üzerine Mardin'e giderek bu işin aslını öğrenme çabasıyla başlıyor roman.
Okuduğum bazı incelemelerde okurlar gazeteci İbrahim'in ateist olmasına ya da İslam dininde kabul görülen bazı inanışların batıl olduğunu belirtmesine tepki göstermiş. Ben yazarın, İbrahim'in ateis olmasını olaylara en objektif gözle yaklaşmak istediği için -kitapta sürekli farklı dinlerin çatışması var çünkü- tasarladığını ve batıl inanç vurgusunu da İbeahim'in ağzından yaptığını düşünüyorum.
Roman genel olarak Ortadoğudaki zulümden başlayarak; avrupa ülkelerinin mültecilere kapısını kapatması, Amerikada islam karşıtı örgütlerin varlığı, IŞİD'in İslamın ve Müslümanlığın adını kirletmesi, insanların bazı inanışları tanımlamadan karşı çıkması gibi dünya genelini kapsayan sosyo-kültürel problemleri dile getirmiştir.