İlk Nur

Puan vermedi·77 syf.··
2023 31. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2023 01:44
  Kitap, yedi bölümden oluşmaktadır. Bölümler Merleau-Ponty’nin radyo sohbetlerinin derlemesi ile oluşturulmuştur. Fransız Ulusal Radyosu’nun “Fransız Kültür Saati” programında yayımlanan programların konu ve başlıkları kitaba da konu başlık olarak geçmiştir. Maurice Merleau-Ponty’nin radyo yayınlarından oluşturulan bu derleme kitapta esas olarak insanın algısı ile anlamlandırılan dünyadan bahsedilmektedir. Bahsedilen yapıtlar insanı insan yapan birer unsur olmakla birlikte dünyanında bir parçasıdır. İnsanin dünyanın sahipliği mesajını sorgulatan bu yaklaşım tüm şeylerle birlikte insanda dünyadandır der ayrıca “Bu yapıtlar algısal deneyim kaynağıdırlar ve “dünyanın taklidi değil başlı başına bir dünya”dırlar.” (s.62)
Edebiyat
Algılanan DünyaMaurice Merleau-Ponty · Metis Yayıncılık · 2006422 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

İlk Nur

, bir kitap okudu
Puan vermedi·77 syf.··
6 günde okudu
·
2023 31. kitabı
Maurice Merleau-Ponty
7.8/10 · 422 okunma
Puan vermedi·141 syf.··
2023 14. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2023 22:09
İki bölüm ve kırk sekiz makaleden oluşan kitapta fotoğrafın ne olduğu hakkında bir arayışa yönlendirmektedir. ‘fırsat, karşılaşma, gerçeklik’ gibi tanımlamaların yetersizliği üzerinde durarak fotoğraf ve ölüm arasında ilişkiden de bahseder. Herhangi bir fotoğraftan söz edilebilecek çok şey bulunabilirken “fotoğraf” tan söz etmenin ne kadar mümkün olduğuna dair düşüncelerini anlatır. Teknik olarak fotoğrafın ne olduğu ile değil anlam olarak ne olduğuyla ilgilenmektedir. Barthes’ın, tüm yaşam ve ölüm gel gitlerini, hayatın anlamı ve düşün gerçekliğini yaşadığı bu kitapta fotoğrafı hem sanata çevirmiş hem de sanata çevrilen fotoğraf anlayışını eleştirmiştir. Fotoğrafın metal ve gümüş simyasıyla cıkan bir sihir gibi anlatılması, onun bir kağıda basılmış suret olmasından çok, geçmişten gelen tarihin tanıklığını göstermektedir. Tabi biz geçmişe hangi anlam örgüsüyle bakıyorsak, tanıklık yapan fotoğrafın anlam içeriği değişmektedir. Olmak ve olmamak anlayışını da sorgular fotoğraf, “neyin artık olmadığını” değil “neyin olmuş olduğunu” n da delilidir. Yani bir ölüm bunalımı yaşatmaz fotoğraf, ölümün ajanı olan fotoğrafçılardan bir belgedir bize.
İnceleme
Camera Lucida (Fotoğraf Üzerine Düşünceler)Roland Barthes · Altıkırkbeş Basın Yayın · 2011366 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2023 16. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2023 10:05
Andre Gide “Anı yazmak ölümün elinden bir şey kurtarmaktır” der. Fotoğrafta ölümün elinden birkaç anı kurtarır, belki de anı yazarlığından daha etkili biçimde. Fotoğraf bir daha yaşanması mümkün olmayan o anı koruma altına alır ve sunar. Hatta anı da aksettirilen metinde, olup biten olaylara başka bir açıdan gerçeklik de sunar. Ancak bu fotoğrafın gerçekliği olduğu gibi yansıtabileceği anlamına gelmez. Açı, perspektif ya da gelişen teknoloji ile fotoğrafa yapılacak photoshop, yönlendirme veya çarpıtma da barındırabilir. Kitap, fotoğrafçılık hakkında teorik bilgilerin yanı sıra, fotoğrafın insana sunduğu düşünsel ve felsefik pencereyi de açmaktadır. Kitapta, güçlü devletlerin emperyalizmi “İz Sürücüler” makalesinde, kapitalizmi reklamla üretilen ihtiyacın hayatımıza nasıl işlediğiyle, sunduğu enformasyonla yeni bir kölelik ya da özgürlük modelleri oluşturmasıyla ve küreselleşmeyi bir başka perspektiften yorumlaya bilmekteyiz. Kitapta “kendi içinde fotoğrafın çarpıtılabilecek bir dili yoktur” der ancak devamında “bununla birlikte fotoğraflar, aldatmak ya da yanlış bilgi vermek amacıyla kullanılmıştır ve halen kullanılmaktadır” diyerek fotoğrafın anlam dünyamızdaki paradoksal işlevini tanımlamaktadır.
1000Kitap
Bir Fotoğrafı AnlamakJohn Berger · Metis Yayınları · 2015540 okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2023 30. kitabı
Günümüzde habercilik anlayışında tarafsızlık neredeyse mümkün görünmemektedir. Siyasi ya da ideolojik taraf tutmalar kendi tarafında olmayanların lehine bir tarafta olmak söz konusudur. Taraf olmak sadece siyasi, ideolojik olarak değil cinsiyet bağlamında da görülebilmektedir. Özellikle eril dilin hakim olduğu medyada kadına biçilen roller üzerinde vurgular yapılarak konuşulmasıyla birlikte, kadını cinsel obje haline getiren yaklaşımlarda eleştirilmelidir. Kitapta kızlı erkekle öğrenci evi haberlerinin medyada yer buluş şekline baktığımızda sorumluluğu ve ahlaki yozlaşmayı kızlar üzerinden vurgulayan dili görmekteyiz. Mülteci kadınlar hakkında yapılan haberler analiz edildiğinde yine medyada ötekileştirilen bir dil hakim durumdadır.
İnceleme
Haber OkumalarıYasemin İnceoğlu · İletişim Yayıncılık · 20165 okunma