Kağıtayyaşı adam her çeşit kitabı okur, ne olduğu önemli değil, yeter ki ağır olsun. Hakkında konuşulan kitaplarla yetinmez; nadir, unutulmuş, bulunması zor kitaplar olmalıdır…”
“Dünyadaki her şeyin bir anlamı vardır, hiçbir şey tesadüf değildir, bütün adilikler bir diğeriyle bağlantılıdır, görünüşte kılıktan kılığa girse de aslında hepsi tek ve aynı alçaktır.”
“Kuş değilim ben. Kafesim de yok. Bağımsız, irade sahibi, özgür bir insanım, şu anda da irademi sizden ayrılmak üzere kullanıyorum.” (s.356)
Jane Eyre bu sözle yalnızca karşısındaki insana değil, hayat boyunca onu sınırlamaya çalışan herkese cevap veriyor gibi duruyor. Hikayesi sevgiye aç büyüyen ama buna rağmen kendi özünü kimseye teslim etmeyen bir kadının öyküsü olarak derinleşiyor. Romanı okurken sık sık Nilgün Marmara ’nın dizeleri dokundu. Sanki Charlotte Brontë Marmara’nın mısralarına dokunan hayat çizgisinde yaşayan bir karakter oluşturmuş gibi hissettirdi. Bu yüzden kitabın bende uyandırdığı duyguları dile getirirken, Nilgün Marmara’nın şiirinden Jane Eyre’ın dünyasına uzanan bir yankıya yer veriyorum.
“Kuşlar bu kızın kulağında küpedir” dizesiyle sanki Jane’nin bütün varlığına değiyor, çünkü Jane’nin ruhundaki kuş, sadece zarif bir imge değil, aynı zamanda özgürlüğün, iç direncin ve kafese sığmayan ruhun simgesi gibi duruyor.
Bir yanıyla da Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna… dizesiyle bu romanın duygusuna usulca karışıyor. Çünkü Jane’in güzelliği dış görünüşüyle birlikte yaşadıklarına rağmen içindeki iradeyi koruyabilmesinde beliriyor. Bazı hayatlar sevgisizlikle başlasa da insanın içindeki güç yine de sönmüyor. Jane’in çocukluktan başlayarak taşıdığı kırgınlıklar, suskunluklar, özlemler ve yaşama direnci, Bronte’nin kalemiyle okuyanın kalbine usul usul yerleşiyor...
Charlotte Brontë eserini 1847 yılında yayımlıyor, Jane Eyre yazarın yaşadığı yalnızlıklar, kayıplar ve güçlü durma hali, eserin ruhuna da açıkça yansıyor. Edebi olarak Jane Eyre, gotik atmosferle duygusal derinliği birleştiren, aynı zamanda insanın iç dünyasını öne çıkaran güçlü bir roman olarak öne çıkıyor.
Eserin konusu, Jane Eyre’ın çocukluktan başlayarak hayat içinde kendi yerini