“İnsanların ara sıra icat etmeyi sevdiği kuruntulu itirazlar olmasaydı pek çok şey kolayca hallolurdu. Çocukluğumuzdan beri, yapmak istediğimiz şu veya bu şeye, salt çevremizdekilerin sürekli olarak "Yapamaz" demesi engel olmadı mı?..”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Senin tek kurtarıcın, yine sensin, kendinsin!Sen kendi kendini köleliğe mahkûm ediyorsun. (s.19)
Wilhelm ReichDinle Küçük Adam kitabıyla insanlığın kendi eliyle kurduğu korku düzenini, kendi içinde büyüttüğü küçüklüğü ve buna rağmen hep başkalarını suçlama alışkanlığını okurunun yüzüne vuruyor. Kitabını okumadan önce yazarın hayat hikayesini bilmenin gerçekten faydası oluyor, çünkü yalnızca bir yazar olarak değil, psikanalizle, siyasetle, insan ruhuyla ve toplumsal baskı mekanizmalarıyla bizzat boğuşmuş bir isim olarak karşımıza çıkıyor. Freud’un öğrencisi olan insanın hem iç dünyası hem de toplumsal düzen içindeki sıkışmışlığı üzerine düşünen Reich’in yaşam çizgisi bilinince kitabındaki sertliğin ve hayal kırıklığının kaynağı daha net anlaşılıyor.
Bu kitap alışılmış anlamda bir inceleme, bir kuram özeti ya da sakin düşündüren bir metin tarzında ilerlemiyor. Daha çok noktası konmamış bir söylev konuşmasını ve içten içe bir manifestoyu andırıyor. Zaten önsözünde de bunun bilimsel bir belge değil, insan üzerine bir deneme olduğu belirtiyor. Reich sokaktaki insanın kendi kendini nasıl cezalandırdığını, düşmanlarına nasıl hayranlık duyduğunu ve dostlarını nasıl tükettiğini anlatmak istediğini belirtiyor.
Reich küçük adam sözünü insanlığın içindeki korkak, kendine güvenmeyen, sorumluluktan kaçan ve başkasının sözüne sığınan taraf için kullanıyor. Yazar küçük adamı dışarıda bir figür gibi göstermekten ziyade, kişinin içinde yaşayan kendi fikri olmaktan korkan, eleştiriden kaçan, özgürlüğü ister gibi yapıp sonunda bir efendiye teslim olan yanımız olduğundan bahsediyor. Kitabın düşündüren yanı da burada başlıyor, yazar insanın zincirini başkasının değil, çoğu zaman kendisinin vurduğunu söylüyor.
İnsanlığın anlamsız korkularını özgüvensizliğini ve kendini küçük görmesini
“Yaşam, senin gözlerini güvenlikten, aşkı paradan, özgürlüğü “parti çizgisinden” ya da kamuoyundan daha önemli saydığı zaman arzu edilir ve güvenilir olacak.”
“Ben kim oluyorum?” diye sormadığın, bir insan olduğunu bildiğin, buna inandığın an, kendi görüşünün doğru, tarla ya da fabrikanın ölüme değil yaşama hizmet etmek durumunda olduğunu anladığın, bu bilince vardığın an, kendi savma kendin yanıt vereceksin. Bu sorulara yanıt vermek için diplomalara gereksinmen olmayacak artık.”
“Hiçbir hükümdar, imparator, çar, bütün proleterlerin babası seni yenemedi. Onların tüm yapabildiği şey, seni köleleştirmek oldu. İçinde bulunduğun bayağılıktan seni kurtarmadılar. Sana hak verecek olan, sendeki dürüstlük duygusu ve yaşama duyduğun özlemdir. Bundan kuşkum yok, küçük adam.”