Berfin Karaaslan

Berfin Karaaslan
@Berfbliss
6 okur puanı
Ocak 2026 tarihinde katıldı
Sakın Yakalanma Raskalnokov!!
Puan vermedi
Bence Suç ve Ceza bir cinayet romanından çok, insanın kendi ruhuna ne kadar yabancılaşabileceğinin hikâyesidir. Çünkü Rodion Raskolnikov’un trajedisi yalnızca birini öldürmesi değil; kendisini diğer
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025193,8bin okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Tanrı benimle ne kastetmiş olabilir?
Puan vermedi
Kierkegaard bizlere şu soruyu sorar: “Tanrı benimle ne kastetmiş olabilir?” Bu soru yalnızca teolojik bir merak değildir. İnsan hayatının bir noktasında kendi varoluşuna yönelttiği en derin
1000Kitap
Narziss ve GoldmundHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20251,811 okunma
Zamanın Tanıkları: Ağaçlar
Puan vermedi
Bir gün Homeros bir zeytin ağacının altına oturur ve ağaç ona şöyle fısıldar: "Senden önce de buradaydım, senden sonra da burada olacağım.” Hermann Hesse’nin Ağaçlar kitabını okurken aklıma ilk
1000Kitap
AğaçlarHermann Hesse · Kolektif Kitap · 20195,1bin okunma
Seyrin Etiği: Dansa Davet Üzerine
Puan vermedi
Asıl korkutucu olan eylem midir, yoksa eylemsizlik mi? Yoksa dans, içimizde bastırdıklarımızın sessiz bir çığlığı mıdır? Jean Teulé’nin Dansa Daveti tam bu gerilimin etrafında dolaşıyor. Okuru büyük
Edebiyat
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011bin okunma
Yazgının Sanık Sandalyesi
Puan vermedi
“Yolumun üstünde bir tuzak kurdun, Bir de diyorsun ki: ‘Yürü, iznim var.’ Cihanda kudretin her şeye hâkim; Beni yürüten sen, adım günahkâr.” Tanrı’nın mutlak bilgisiyle insanın sınırlı özgürlüğü arasındaki o eski gerilim, bu romanda artık teolojik bir tartışma değil, etik bir dosyaya dönüşmüştür. Eğer plan varsa, sorumluluk da paylaşılmalıdır. Aksi halde insanın “günahkâr” oluşu bir ahlaki tercih değil, yazılmış bir rol olur. O zaman suç dediğimiz şey, eylemden çok senaryoya aittir. Saramago’nun yaptığı tam olarak bu: İlahi plan fikrini bir teselli olmaktan çıkarıp, bir güç ilişkisi olarak göstermek. Kutsal anlatılar genellikle adaleti vaat eder; burada ise adalet, gücün yorumuna bırakılmış bir kavram gibi durur. Kabil’in isyanı bu yüzden kişisel bir öfke değil, kozmik bir itirazdır. “Yazgı” denilen şey, eğer sorgulanamazsa, ahlak da sorgulanamaz hale gelir. Hayyam’ın rubaisiyle romanın kesiştiği yer tam burası: Tuzak kurulmuş bir yolda yürüyen insana “özgürsün” demek, özgürlükten çok ironidir. Eğer özgürlük, sonucu önceden bilinen bir yürüyüşse; yargı da çoğu zaman adalet değil, yalnızca düzenin kendini haklı çıkarma biçimidir. Ve belki de en rahatsız edici soru hâlâ ortada duruyor: Her şeyi bilen bir düzenin içinde, gerçekten suçlu kim?
Edebiyat
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814,2bin okunma