“İnsanların unutmaması gereken dört kural vardır: Yanlış söz söyleme, yanlış yatakta uyuma, yanlış eşikten girme, elini yanlış cebe atma.”
Ölmeye itirazın varsa yaşamayı öğren dediler
öğrendim kimsenin bilmediğini
anlatmak tercih , anlaşılmamak kader anlaşılmak başka mevzu
çatlatmaya değmez kafanı
çıkmaz buralarda anlayan seni , beni , kimseyi ben anlamam , anlatma mesela seni ve yalnızlığımız inan en güzeli
gelen olmayınca gideni aratmıyor sokakları boş , adres soran olmuyor unutulmuş mazisi şehrimin düşünmek pahalıya mal olur buralarda
üç kalemde hayat bilgisi
düşünme , duyma , anlama , hikaye gerisi ve lambalar dinleniyor karanlık sokaklarda
gölgeler sevişsin yeter bize
hepimiz birbirimize benzeriz karanlıkta kimseyi fazla tanıma
bilirsin ya , Allah kerim ...
....Senelerin geçmesine ''ilerleme'' denilemez. O ilerleyiş, bilakis gerilemedir; belki de ecel rehavetidir....
Siz mi yazdınız?
“Evet.”
Hemen buracıkta mı?”
“Hayır. Uzun yıllar var ki bir şey yazmıyorum.”
“Neden?”
“Söyleyecek bir şeyim kalmadı da ondan.”
Oysa söylenecek şey, her daim vardı.
Zor olan, söylenecek kişiyi bulmaktı.
Zaman, bu hükmü doğrulayacaktı.....
Çok severek okuduğum bir kitap ve her okuyuşumda hayata yeniden tutunmam gerektigini öğrendim.Kendimizden vazgeçmeden tutunmalıyiz tekrar tekrar hayata. Kendimize el uzatmalıyız ve kırıldı dediğimiz yerleride umudlarimizla iyilestirmemiz gerekir .