Tolstoy - itiraflarım
Kitap özeti
15 yaşından beri geleneksel öğretiyi bile isteye ,düşünerek kabul etmeyen Tolstoy, kiliseye gitmeyi ve bu inancın gerekliliklerini yerine getirmeyi, dinen kendini geliştirmeyi, tanrıya olan inancını sağlamlaştırmayı reddederek tamamen bırakır. Kendini mükemmelleşitirebilmek için zihnini ve bedenini geliştirirken, iradesini de kendi koyduğu kurallarla güçlendiriyor . İyi insan olma yolunda çabalayan Tolstoy, çevresi tarafından yadırganır hatta aşağılanır. Yer yer kendisini aşağlayan insanlarla aynı konumda bulan ve hatta kendisini o insanlardan daha aşağılarda bula Tolstoy bir kafa karışıklığı içinde kendini özümsemeye ve iradesini yok sayarcasına benliğini kötü olarak benimser. Kötü biri olarak yaşamayı kabul eden Tolstoy deneyimlerini fikirlerini kitaba alır ve bu sayede tek gereksinimi sandığı üne kavuşur ve kendisi bu yıllarda sık sık eserlerini kaleme almaya başlar. Çevresindeki herkesin yaptığı gibi, para ve ün hangi kapıdan gelecekse o kapıya yönelik yazılar yazmaya karar verir fakat bir zaman sonra aynı işi yaptığı insanları yargılanmaktan ve yaptığı işten tiksineceğinden habersizdir. Daha sonrasında bu yılları nefret ve yüreğinde bir sızı ile hatırlayacak olan yazar Tolstoy, bir süre sonra bu dünyanın içinde bulunmak istemediğinin farkına varır ve Avrupa’dan dönerek köylülere öğretmenlik yapmaya başlar. Bu zaman zarfında benliğinde bir şeyler iyiye gitmiş olsa da hâlâ bir şeyler eksiktir ve yanlıştır. Neyi nasıl öğreteceğini bilmemenin verdiği stres ve kaygı ile bir süre sonra kendini hasta eder , bedenen kendini iyi hisseden Tolstoy ruhen çok yıpranmıştır. Mesleği bırakır ve daha sonrasında ise evlenir. Evlenip çoluk çocuğa karışan Tolstoy hayatın anlamını aramaktan ve benliğini kim olduğunu öğrenme güdüsünden vazgeçmez. Ara