Türkünün ikinci bölümünde de " Dünya bir gölgeliktir" diyor. Bu dizelerle yüreği kamaşmayan insan olabilir mi hiç! İyi ki bu muazzam türkülerimiz var yoksa bu tımarhanede her an çıldırabilir insan.
Amerikan ansiklopedilerini açıyorsunuz, sadece iki Türk'ün adı yer alıyor: Atatürk ve Yaşar Kemal, Fransız, İngiliz kitapçı dükkanlarının vitrinlerinde onun kitaplarına rastlıyorsunuz.
Yaşar Kemal ilk romanlarını yazdığı yıllarda, çevre konusu bu kadar önemli bir şey değildi; çevre duyarlılığı hemen hemen yoktu. Hele Türkiye'de, belki de göçebe genlerimizden gelen bir özellikle doğanın kirlenmesi gibi konular hiç gündeme gelmezdi. Deniz kirlenmiş, orman bitmiş, toprak erozyonla yok olmuş, değişen doğa koşulları ceylanları, kartalları yok etmiş... Bu konular kimsenin gündeminde değildi, umrunda da... İşte o dönemde, Yaşar Kemal , belki de dünyada ilk olarak bu konu üstüne ciltlerce roman yazdı, insanlarda çevre bilinci uyandırmaya çalıştı. Doğanın değişiminin, insanın değişmesi olduğunu vurguladı.
Evet, edebiyat sonsuz bir isyandı.Politika gibi sadece bu devirle, dönemle, bugünle sınırlı değildi. Evet, belki edebiyat kurtarıcımız olabilirdi, lakin inkilap beni hazırlıksız yakaladı. Ardı ardına sökün eden olaylar, büyük acılar, büyük umutlar, o naif gençlik hayallerimizi geçersiz kıldı.