Yine de onda, unutulması olanaksız bir şey vardı. Tarçın rengi teni mi? Karanfil kokusu mu? Gülüşü mü? Nasıl bilebilirdi? İçinde bir sıcaklık vardı, tenini yakıyordu, içinde yanıyordu; bir ateş. 
Ahlak üzerinden: “Kadının fendi erkeği yendi.”
(Kadının başarısını hileye bağlar.)
Ekonomik (akıl/yetkinlik üzerinden):
Kadın elinin hamuru ile erkek işine karışmaz.
(Kadını kamusal alandan soyutlayıp evle sınırlar.)
Cinsellik üzerinden:
Kadının yüzünün karası, erkeğin elinin kınası.
(Cinselliği kadın için utanç, erkek için övünç kaynağı olarak sunar.)
Yenilgiye uğramışların tarafından tutacak tek bir kahramana ihtiyacımız var, bir yer değirmenlerinin Don Kişot’una, hemen ve şimdi; onu bulduğumuzu sandık, fakat daha sonra düşmanla aynı sofrada yemek yediğini ve ona inandığımız için bizi aptal yerine koyar gibi şapkasını çıkarıp gülümsediğini gördük, ki aptaldık gerçekten.