...
Akıllı isen, gariplerin gönlünü avla
Mustafa gibi ili gezip yetim ara
Dünyaya tapan soysuzlardan yüzünü çevir
Yüz çevirerek derya olup taştim ben işte.
Aşk kapısını Mevlâm açınca bana değdi
Toprak eyleyip "Hazır ol!" deyip boynumu eğdi
Yağmur gibi melâmetin oku değdi
Ok saplanıp yürek, bağrımı deştim ben işte.
...
Şimdi utku kazanmış bir sultan olarak Ayasofya'nın tunç renkli kapısından içeri girebilecektir. Ancak Mehmed bir kez daha sabırsızlığını yenmesini bilir: Bu kiliseyi, İslamın bir mabedi olarak sonsuzca yaşaması için Allah'ına adamadan önce, şükran duygusunu dile getirmek için büyük bir alçakgönüllülükle atından iner ve alnını yere sürüp dua eder. Daha sonra yerden bir avuç dolusu toprak alır ve başının üzerine serperek kendisinin de ölümlü olduğunu, kazanılan utkuyla böbürlenmemesi gerektiğini anımsamak ister.
Bütün büyük askerî hareketlerde düşmana indirilen kesin darbe, her zaman sürpriz baskınlar yoluyla elde edilmiştir. Sultan Mehmed'in üstün dehası ve askerî yeteneği bir kere daha tarihteki yerini alır. Hiç kimse onun planının farkında olmamıştır. Bu dâhi sultan, bir keresinde kendi kendine şöyle demiştir: "Eğer sakalımın bir teli bile aklımdan geçenleri öğrenmiş olsaydı, onu hemen yolardım." İşte topları kent surlarını gümbür gümbür dövüp parçalara ayırırken, böylesine tedbirli bir insanın buyruğu, büyük bir titizlikle yerine getirilmektedir şimdi.