Siz hiç bir savaşın başlama seslerini duydunuz mu? Yüzlerce askerin birbirleri üzerine koşması, ayak sesleri; atların her birinin dört nala koşmasındaki sarsılma sesleri, taşların devrilmesi, kumların sağa sola yığılması, insan derisinin kesilme sesleri... Savaşın gerçek sesleri bunlar mıdır? Kılıç, kesik, vuruş, yıkılış, dökülüş, bunlar mıdır savaşın sesleri? Bir savaşın seslerini duymak istiyorsanız, kulaklarınızı savaş alanına değil; savaşanların ardında kalanlara vermeniz gerekir. Arda kalanların çığlıkları, ağlayışlarıdır esas savaşın sesleri. Bir at ayağında gizli değildir savaş, acı bir çığlıkta gizlidir."
Peygamberler,padişahlar,krallar,
Hepsi zamanı geldiğinde teslim etti ruhlarını.
Kimi bir kılıçla,kimi bir okla,kimi bir darbeyle,
Kimisi yanlış seçimlerle.
En büyük kaybedenler,
Kazandığını sanana gelir.
En büyük ibadetler,
Özgür olduğunu sananı bulur.
En büyük intikamlar,
İnsanı defalarca vurur.
En uzun yollar,
Gidecek yeri olmayanlarındır.
Kaybolduğunu bu zifiri karanlıkta,
Apaçık ortadasınız prenses.
Çektiğiniz tetik sizi vurdu,
Gözlerinizi aç.
Bitti sanılanlardır başlayanlar!
Hayat bir sahneye molanın tadını çıkar .
Birinci perde bitti,
İkinci perde başlamak üzere.