Vefa "sözünde durma, sevgiyi sürdürme, sevgi, dostluk bağlılığı" anlamlarına gelir... Bazen aramaktır, sormaktır. Bazen gidip gelme, ziyarettir. Bazen sadece bilmek, inanmaktır. Bazen de kul olmak...
Tersi olan nankörlük desem. Gönlümüzün yamacına tutunan, kanlı hıyanetin bıçağı... İnsana, tabiata ve de Allah'a.
Peki, siz hiç masallara vefasızlık, nankörlük duydunuz mu?
Hoşluğuyla efsunlandığımız, inanmak zorunda kaldığımız hatta içinde bir var bir yok olmak istediğimiz masallara ihanet...
Boynuzlu Geyik Ana masalına ihanet bu sefer...
Muhtelif toplumlarda geyik; doğurganlığı, rehberliği, kötülüklerden korunmayı simgeler. Masalımızda da tam böyle olmaktadır. Boynuzlu Geyik Ana, Kırgız soyunu boynuzunda getirdiği beşikle kurtarır. Onların her daim yanında bulunarak korur. Böylece Boynuzlu Geyik Ana’dan Buğu soyu hasıl olur. O, kutsalın sembolüdür. Ama Buğu nankör. Zamanla Boynuzlu Geyik Ana’dan tevarüs eden zarafeti kaybeder, vefasızlaşır. Buğulu hamarat Mom der ki: "Atalarını tanımayanlar kısa zamanda yozlaşır." Buğu da yozlaşır; hem de Boynuzlu Geyik Ana’nın onlara yardım eden boynuzlarını kopararak mezarına dikip gösteriş yapacak kadar.
Masallardan bu raddeye kadar yabancılaşmış olsak da çocuklar ve çocuk vicdanı var olduğu sürece umut var. Çünkü çocuk vicdanı demek, büyüklerinki gibi kirlenmemiş, örselenmemiş, salt temiz duygu topağı demektir. Onlar masallara ve marallara inanırlar;Vefayı bilirler.Hatırlamak yerine hiç unutmazlar.Kimisi kendine benzemeyenler arasında yaşamını yitirir, kimisi ise özgürlüğe, hayallere giden beyaz gemiye yetişmek için bir var bir yok olur.Ama onlar hep vardır.
Beyaz gemi vefalıları masallara götüren gemi olur.