Böyle düşündü genç adam, aklına İnsan Hakları Beyannamesi geldi; birçok maddesini ezberlemiş: "Bütün insanlar hür, haysiyet ve hakları bakımından eşit doğarlar... Bağımsız memleket uyruğu olsun, vesayet altında bulunan gayrimuhtar veya sair egemenlik kayıtlamasına tâbi ülke uyruğu olsun, bir şahıs hakkında, uyruğu bulunduğu memleket veya ülkenin siyasî, hukukî veya milletlerarası statüsü bakımından hiçbir ayrılık gözetilmeyecektir.. Hiç kimse işkenceye, zalimane, gayriinsanî, haysiyet kırıcı cezalara veya muamelelere tâbi tutulamaz."
...
Bekir pek anlatamıyor, toparlayamıyor ama seziyor; bu insan hakları denen şey, düzme bir oyundur, bir yuvarlak toptur aslında: Büyük büyük adamlar atar, tutar, oynarlar. Arada kalan küçük. İnsan hakları, ha?!