Bir başkasının onu nasıl sevebildiğini , sevmeye nasıl hakkı olduğunu bazen anlamıyorum, çünkü onu yalnızca ben o kadar yürekten ve o kadar fazla seviyorum ki , ondan başka ne bir şey tanıyorum , ne bir şey biliyorum ; ondan başka bir şeyim yok zaten .
Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş . Gene bu akşam anladım ki, onu kaybettikten sonra, ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim
Ardından onu çalmaya başladım. Parmaklarım ağrısa bile çalmayı sürdürdüm. Elimden akan kanlar telleri boyayana kadar çaldım. Güneş yüzünü ağaçların arasında gösterene kadar çaldım. Unutmaya çalışarak çaldım , ta ki tekrar uykuya dalana dek.
Aşk bir ruh kangreni ; o kadar çabuk ilerliyor ki , daha şimdiden ne haldeyim. Zamanı saatlerle , dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, sizinle ölçüyorum : onu gördüm, görmedim, göreceğim, görmeyeceğim, gelecek, gelmeyecek…