Necati Cumalı şiirde garip akımını, romanda toplumcu gerçekçi bir anlayış benimsemiştir.
Kitabın konusu: Zeliha adındaki bir kızın aşkını ve köy halkını anlatıyor.
Ben genel olarak kitabı beğendim döneme dair bilgilendirici olduğunu düşünüyorum. Şaşırtıcı bir şekilde bitmedi ama okuması zor olan bir kitap değil başlayınca akıp gidiyor.
Birkaç kısımdan bahsetmem gerekirse Recep'in (Zeliha'nın babası) kızının yaşını bilmediği halde 10 yıl öncesinde tütünü kaça sattığını hatırlaması garibime gitti.
Ya da Bekir'in (Zeliha ile evlenmek isteyen kişi) Zeliha 18 yaşında olunca kendisinin evlenebileceğini babasının karışamayacağını (hukuki açıdan) öğrenince şaşırmasının dönemi anlattığını düşünüyorum bu konuyla ilgili bir alıntı eklersem;
☆ -On sekizini aşmışsa o zaman iş değişir. Recep'e sormaz kıza sorar...
Bekir'in bu hesaba aklı yatmadı birden. Kız on sekizini aşsa da aşmasa da Recep'in kızı değil miydi? (s: 116)
Daha buna benzer köylüyü ve dönemi anlatan birçok olay var. Köy edebiyatı için okunması gereken ilk kitap olmasa da okunabilir bir kitap.
Şehvetli aşk mı kazanmalıdır, kutsal aşk mı? Vücudun sevgisi mi galip gelmelidir, ruhun sevgisi mi?..
Kitaba tek kelimeyle bayıldım. Balzac'tan okuduğum ilk kitaptı başı yavaş ilerliyordu ama ben yine de Felix ve Henriette'nin aşkının gelişimini okumayı çok sevdim.
Kısaca konusu Felix adındaki bir gencin ondan biraz büyük bir kadına aşık olması. Ama aşık olduğu kadının (Henriette) ailesi ve çocukları var ve onlara ihanet edip Felix'in duygularına karşılık veremiyor. Felix'in aşkı için neler yapacağı ve hayatını nasıl geçirdiği anlatılıyor.
Bu kitaba önceden başlayıp yarım bırakmıştım sonlara doğru keşke yarım bıraksaydım hiç devam etmeseydim en azından hayalimdeki gibi olurdu dedim. Ama karakterler sonunda gerçek anlamda anlaşılıyor. Sonlarına doğru okurken Felix'in başına gelen olaylardan kendini suçlamaması çok sinir bozucuydu. Ama son sayfasını da okuyunca iyi ki okumuşum dedim.
Kitapta bu paragraf çok hoşuma gitti.
İnsan adaleti ne kadar zayıf ve güçsüzdü! Sadece aleni suçların intikamını alıyor. Sizi alicenap davranarak uykunuzun, tek bir darbede öldüren ve sonsuza dek uyumanızı sağlayan ya da sizi can çekişmekten kurtararak aniden öldüren katil neden ölümle ve utançla cezalandırılıyor? Ruha damla damla zehir akıtan ve bedeni yok etmek için kemiren katile neden mutlu bir yaşam ve saygı layık görülüyor...
Son olarak eğer aşk romanlarını seviyorsanız ama başında sıkıldıysanız devam edin derim çünkü gerçekten sonuna değiyor.
Vadideki ZambakHonore de Balzac
Kitap çok güzeldi. Okurken Göksel'in Kıskanıyorum şarkısını hatırlattı bana. Kısa olmasına rağmen karakter çok güzel işlenmiş ve anlatılmıştı.
30' larında dul bir kadının ve 20' li yaşlarda bir erkeğin aşkını anlatıyor. Kadın karakterin iç dünyası, terk edilme, yargılanma korkusu, kıskançlık gibi duyguların insanı nasıl delirttiği ve güzel bir aşkı nasıl berbat ettiği çok güzel anlatılmış.
Sevgide kıskançlık önemli fakat fazla olduğunda tehlikeli ve aşkı öldüren bir şey olduğu göz önüne serilmiş. Aslında erkeğin kadını sevmesi ve aldatmaması ama kadının olaylara kendi bakış açısından ve kendi iç dünyasındaki duygular çerçevesinden bakıp olayları farklı yorumlaması ve sonunda korktuğu şeylerin kendi yüzünden başına gelmesi... Aslında hayatta bazı kişilere bazı olaylara karşı biz de böyleyiz olaylara at gözlüğüyle bakıyoruz kendi iç dünyamıza o kadar dalıyoruz ki olayları çarpıtıyoruz düşündüğümüz gibi olduğunu sanıyoruz ve böylelikle istemediğimiz şeyleri kendi elimizle ayağımıza getirmiş oluyoruz. Bence kadın karakterin yaşadığı da tam olarak bu kendi iç dünyasında yaşadığı için aşkı düzgün yorumlayamıyor korkuları yapmak istediklerinin önüne geçiyor ve hayatını ızdırapa çeviriyor sonra da aslında bunlar kendi yüzünden değilmiş gibi erkek karakterin aşkını sorguluyor.
(Spoiler)
Sonundaysa aşkı yorumlaması, iç dünyası onu deliye çeviriyor ve kıskançlıktan gözü dönüp çok sevdiği kişiyi öldürmesine neden oluyor.
Son olarak kitaptan bir alıntı bırakmak istiyorum;
"Anlıyor musun, kıskanıyorum. Bir deli gibi, bir çılgın gibi kıskanıyorum. Bu gözleri, beni deli eden, çıldırtan bu güzel gözleri, bu siyah gözleri kıskanıyorum. Onlarda bir başka hissin, bir başka hayalin gölgelerini görmek istemem. Onlarda yalnız ben yaşamak, yalnız ben ölmek isterim..." (s. 64)
Cemil Süleyman
Kitap güzel sayılabilirdi. Bence bazı kitaplardan %100 verim almak için belli bir yaşta okunmalı. Gençken okuyunca ufuk açan orta yaşlarda okuyunca anlaşılabilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitap genel olarak karakterin düşüncelerinden oluşmuş olaylara daha az yer verilmiş bu bazen kitabı sıkıcılaştırmış ama akıcı bir kitap olduğu için okumaya devam edebildim. Nermin'in kendi hikayesini anlattığı kısımlar kitabın en güzel yerleriydi bence ama bu kısım çok uzun tutulmamış ve bu kısım bittiğinde kitabın devamı gerçekten sıkıcı geldi. Kitap son kısımlarında tekrar güzel gitmeye başlamışken sonu çok tatmin edici değildi, daha güzel olabilirdi. Murathan MunganYüksek Topuklar