"Bu adam bu konuda yanılıyor. Gördüğümüz her şeyi ilk kez görüyor olmalıyız, çünkü onu gerçekten de ilk kez görürüz. O zaman, her sarı çiçek yeni bir sarı çiçektir; o, ifade edildiği gibi, dünkü çiçekle aynı olsa bile yenidir. Bakan kişi dünkü kişi değildir, çiçek de değildir. Sarı bile aynı olamaz. İnsanların bütün bunları bilmelerini sağlayacak gözlerinin olmaması ne yazık! Olsaydı hepimiz mutlu olurduk."
"Oysa, onun yürüdüğü yol, hiç de çıkmaz bir sokak değildi. Ve karşıdan gelen de kendisi değildi. Çifte yanılgı. Oysa, bir intihar için tek bir yanılgı bile yeter."
Olaysız geçen hayatında tek sarsıntı, Marcel Proust'un geçmiş zamanın peşine düştüğü o okumakla bitmeyecek kitabını ömrünün sonuna doğru okumaya başlamasıymış.
Yaşlı gazeteci, kitabı o kadar çok sevmiş ki, bir süre önüne gelen herkese ondan sözetmiş, ama değil kendisi gibi ne emekler vererek o ciltleri Fransızca okuyup sevecek birini bulmak, heyecanını bile paylaşacak kimseye bile rastlayamamış.
Bir gece. Diğerleri gibi. Bir ben. Diğer benler gibi. Bugün eski ben'lerimden biri olduğumu duydum. Karşılıklı gülsek.
Gülebilir miyiz dersin?
Gülebilir misin?