"Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göreme-sen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl, böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dunyanın kendisini hiç görebilir mi?"
Ama insanın bilinciyle bildiği ile içinin bildiği çoğu zaman aynı olmuyordu.
Mantıklı olanın doğru, mantıksız olanın yanlış olması gerekmiyordu.
insanın başı bazen içinin bildiğini dinlediği için, bazen bilincinin bildiğini dinlediği için derde giriyordu.
Lena ,önünde onu bekleyen bir hayat olduğuna,her şeye rağmen hayatın devam ettiğine inanmak istiyordu.Çünkü artık biliyordu ki orada, dünyanın öbür ucunda küçük bir kız çocuğu onu bekliyordu.