Bay Golyadkin, kesik, gerçeklikten beni koparan sahneler, nefes nefese yaşanan absürt olaylar ve, final.
Dostoyevski’nin az bilinen, epey eleştirilen kitabı Öteki. Ben, kelimenin tam anlamıyla bayıldım. Bu kitaptaki konuya “ he iki karakterliymiş, hastaymış” deyip geçenler bir daha Dostoyevski okumasınlar. Çünkü bu, bir çift karakter mevzusundan derindir.
Golyadkin, her yerde “ aman, ben maske takmam ha, maskeyi ancak maskeli balolarda takarım “ derken, yazıktır ki, maskenin ta kendisi olmuştur. Eleştirdiği, o, sözde yüksek erdemiyle tepeden bakıp yadırgadığı ne varsa kendi bunları en yüksek sınırda yapmaktadır. İroniktir ki ikinci Bay Golyadkin, bir yandan olmak istediği kişidir. Fakat olamaz. Bundandır erdem değerlerine sığınışı. Peki zorunda yapılmış iyilik, iyi duruş, gerçekten erdem midir? Golyadkin buna evet diyecek olsa da yarattığı, yani bir deyişle var etmek istediği ikinci Golyadkin “ sözde “ inandığı her şeyin zıttıdır.
Bu çelişki mutlaka düşünülmeli. Golyadkin her yerde. Önce onu ruhumuzun karanlık dehlizlerinde bulup çıkarmalı. Sonra onu toplumda aramalı. Bulmalı. Ona göre dikkat edilmeli. Bizim ataların da bir sözü var: “ kim en namusluyum diyorsa bilin ki o en namussuzdur. “ bu cümledeki “ namus “ yerine herhangi bir değer konulabilir. Kişi, en çok eksik yanını kapatmaya çalışır.