Nefs engelini aşabilen insan, bir zarafetler meşheri ve bir sanat harikasıdır. Kainat kitabının hulasası, fatihası
ve yaratılış sırrıdır. Çünkü zahirde et ve kemikten ibaret olmasına rağmen, onun bu görüntüsünün altındaki manevi varlığında ilahi tecellinin nice sırları, nurları ve hakikatleri rekzolunmuştur (depolanmıştır).
Hazreti Mevlânâ, Kur’an-ı Kerim ‘in Saf ve berrak bir kalple okunabilmesinin zaruri olduğunu, ancak o zaman hikmet, ibret ve sırlarının gönülleri feyizlendireceğini ne güzel ifade eder:
“ Kur’an-ı Kerim’in ayetlerini, Hazreti Peygamber’in hadisi şeriflerini okumadan evvel kendine çeki düzen ver! Gül bahçelerindeki güzel kokuları duymuyorsan, kusuru bahçede değil, gönlünde ve burnunda ara!..”
Hazret-i Yakub’un sireti, insanın gözünde dünya karardığı zaman bile ye’se düşmeyip, sabr-ı cemil ile Allah’a bağlanmak ve O’nun rahmetinden ümid kesmemek lazım geldiğine dair büyük bir örnektir.