“Yalnızlığı ne kadar geniş bir alana yayarsan yay, ne kadar uzak bir zamana ertelersen ertele, acısı ve ağırlığı azalmıyor. Çünkü insan, yüreğini göğüskafesinde yapayalnız taşıyor.” Ben şimdi bunu buraya yazdım ama sanmayın ki kitapta en beğendiğim söz budur. Altını çizdiğim o kadar satır olduki seçemedim içlerinden seçmek çok zor. Bu kadar az yazıyla nasıl bu kadar çok şey anlatılır düşündüm durdum. Kelimeler öyle güzel seçilmiş ki öyle yerli yerinde. Defalarca içimden “ bu sözü asla unutmamalıyım” diye tekrar ettiklerim oldu.
Şükrü Erbaş 90’lı yıllarda yazdığı yazılarda toplumun ahlakından, yalnızlıktan, insanların değişen ve kötüye giden yapısından bahsediyor. Yani aslında bizim de şu an yakındığımız durumlardan bu çağın insanı değilim ben dediğimiz geçmişe duyduğumuz özlem ve özenmeyi aslında onlarda o zamanlar yaşıyormuş. Peki herkes kendi döneminin güzelliğinden çirkinliğinden insanından gökyüzünden böylesine şikayetçiyse bu dünyanın en güzel dönemi ne zamandı?