Doktor karyolaya yaklaştı, bir an Banço'ya doğru baktıktan sonra yavaşça:
-Çocuk, dedi, ben sosyalist de değilim. Fakat şunu bil ki, insanın faşistlerden nefret etmesi için mutlaka sosyalist olması gerekmez.
Banço gücenmişti, mırıldanıp duruyordu:
-Komutanım, bu herif bana bir tokat vurmuştu, bari bir de ben vursaydım ona...
Komutan ona çıkıştı:
- Otur oturduğun yerde! Eğer her tokat için intikam almaya kalkışırsan sonu nereye varır bunun?
Ben gencim, yirmi yaşındayım; ama hayat namına ümitsizlikten, ölümden, korkudan, bomboş bir sathiliği ıstırap uçurumlarına zincirlemekten başka bir şey bildiğim yok. Milletlerin birbirlerine karşı itildiklerini; susarak, cahilce, delice, uysal ve masum, birbirlerini öldürdüklerini görüyorum. Dünyanın en zeki kafalarının, silahları ve sözleri, bu işleri daha ustaca yapmak, daha devamlı kılabilmek için icat etmiş olduklarını görüyorum.
"Bunun için her şeyimizi feda etmemiz, her şeyimizi vermemiz gerek; kuvvetimizi, derimizi, bütün yüreğimizi, hayatımızı ve bizde kalmış olan en son mutluluklarımızı… Biz bu esaret hayatı iki avucumuzla kabul edelim, her şeye hatta haksızlıklara tahammül edelim, görülen iğrençliklere ve rezaletlere göğüs gerelim… Çünkü hükümranlık devri gelmiştir. Hepimiz savaşalım ve savaşı yenelim!”
NOT: Herbert George Wells’in tüm savaşları bitirecek savaş kitabını hatırlatıyor bana bu söz.
“Yanındayken rahat hissediyordum ve soytarıyı oynatmak zorunda hissetmiyordum kendimi, gerçek doğamın ortaya çıkmasına izin verdim, kasvetli, asık suratlı bir şekilde sessizce içtim."