İnsanlarca pek bilinmesede edebi dilini en çok beğendiğim yazarların başında gelir kendileri...
Kıyaslama hastalığı yüzünden İtalya'nın Kafka'sı da denilir kendisine ama ben kendi adıma kıyaslamayı çok doğru bulmuyorum (yeri gelmişken söyleyeyim Kafka'nın gereğinden fazla abartılmış bir yazar olduğunu düşünüyorum)
Aslında bütün kitaplarını tavsiye ederim çünkü muhteşem öyküler yazmış yazar ama Tatar Çölü'nün yeri ayrıdır bende...
Bir dönem gazetecilik yapmış şiirleri olan bir şair aynı zamanda ressam yazarımız... Kitap incelemesinden çok yazar incelemesi gibi oldu ama yeri gelmişken yazmak istedim.
Başarılı olmuş Nietzsche'yi itibarsızlaştırma girişimi aynı zamanda Nietzsche üzerinden para kazanma girişimi ve Nietzsche üzerinden ünlü olma girişimi.
Bu kitabı okumadan önce Nietzsche'nin çevrilmiş tüm kitaplarını tüm çevirilerinden okumuştum. Kitapta bahsedilen Nietzsche'nin gerçek Nietzsche ile uzaktan yakından alakası olmadığını düşünüyorum ama bu göreceli bir kavram.
Birisinin söylediği gibi "Ne kadar Nietzsche okuru varsa o kadar Nietzsche vardır"
Ayrıca insanların Nietzche'yi kendi ağzından tanımak yerine başkasının onun hakkında yazdığı şeylerle Nietzsche hakkında ahkam kesmesinden de rahatsız oluyorum. (Benimkisi entelektüel meraktı ama başta belirttiğim gibi bu kitaptan önce çevrilmiş bütün kitaplarını bütün çevirileri ile okumuştum zaten)
Yeni tanıştığım birisi ile olan sohbetten bir kesit sunayım;
Ben : En çok sevdiğin yazar
O : Nietzsche
Ben : En sevdiğin kitabı
O : Nietzsche Ağladığında
Ben : ...