Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Uçurtma Avcısı içinde herşeyi bulunduran bir yapıt. Korku,azim,yalan,ihanet,mutluluk ve bunların hepsinin harmanlanmış bir şekilde masaya konuluşu.
Bu kitabın bir kısmını 2015'de okudum. Neredeyde 6 yıl önce. Yaşım biraz küçük olduğundanmıdır bilmem kitap beni sarmamıştı. Ancak 2 yıl sonra lisede bir arkadaşımın "bu kitabı okumadan ölme, zira okunması gereken 10 kitaptan biri" demesi üzerine, "neden bu kitaba bir şans daha vermeyeyim ki" dedim, ve başladım okumaya. Bu kez kitabı sonuna kadar okumayı başardım. Kitap gerçekten çok güzel dille yazılmıştı.
Hikâyemiz, Afganistan’ın Kabil şehrinde geçiyor. Ana karakterlerimiz Emir ve Hasan, henüz on iki yaşında, Afganistan’ın puslu sokaklarında yaşama dair umutlarını dinç tutmaya çalışan iki çocuk. Emir, Kabil’de varlıklı bir ailenin çocuğu, Hasan ise o ailenin hizmetkârının oğlu. Aynı zamanda da Kabil’de pek sevilmeyen etnik bir azınlığa, Hazaralara mensup. Bu durum, Emir ile Hasan’ın Kabil’de başlayan yolculuklarında tahmin etmedikleri bir dönüm noktası olacak ve tek bir an, her şeyin başlangıcı olacak.
Ben ölünce
hiç değilse
Bir fener olsam,
kapında dursam,
soluk donuk geceyi
aydınlığa boğsam.
Ya da limanda
gemilerin uyuduğu zamanda
gülüşürken kızlar
uyumasam,
dar kirli bir kanalda
bir yalnıza göz kırpsam.
Daracık bir sokağa
assalar beni
teneke, kırmızı bir fener
bir meyhane önünde
dalgın düşüncelerle
tempo tutup şarkılara
sallansam.
Ya da şöyle bir fener
gözleri büyümüş bir çocuğun yaktığı
duyulup da korkunca çevresinde yalnızlığı
dışarda camlarda
fırtınanın ıslığı
kâbuslar, görüntüler, cinler.
Evet, hiç değilse.