İlk insandan bu yana insanların hayatını sürdürmek için çalışmak zorunda olduğunu söylediğimizde çalışmanın her toplum ve insan için geçerli olduğu anlayışı ortaya çıkar. Çalışmak her toplum için gerekli olmakla birlikte çalışmanın kendisinin herkes için erdem olduğu fikri her zaman geçerli olmamıştır.
Sosyal statüsü düşük sınıflar için çalışma daima hayatın sürdürülmesi için gerekli bir davranış şeklidir.Fakat yüksek tabaka söz konusu olduğunda çalışmanın her zaman erdemli bir davranış olarak kabul edildiği söylenemez.Mesela''Eski Roma ve Yunanistan'da çalışmak medeniyet dışı bir davranıştı ve doymak bilmeyen bir egoizmin kanıtı idi.''
"Fakat öte yandan kimse,belli bir zamanın mekansızlıkta,zamansızlık içerisinde ne kadar sürdüğünü anlatamaz, ölçemez, somutlaştıramaz,ne bir başkası için ne de kendi kendisi için ve insan hiç kimseye bu çepeçevre ve sürekli hiçliğin, bu hep masanın ve yatağın ve lavabonun ve duvar kağıdının ve hep suskunluğun, karşısındakinin yüzüne bakmaksızın yemeği içeriye iten hep aynı nöbetçinin, hiçlik içerisinde aynı noktanın çevresinde insanı çıldırtıncaya kadar dolanan hep aynı düşüncelerin bir insanı nasıl yiyip bitirdiğini ve yıkıma sürüklediğini anlatamaz."
"İnsan bir şey bekliyordu,sabahtan akşama kadar bekliyordu ve hiçbir şey olmuyordu. İnsan tekrar tekrar bekliyordu. Hiçbir şey olmuyordu.İnsan bekliyor, bekliyor, bekliyordu, düşünüyor,düşünüyordu,şakakları ağrımaya başlayana kadar düşünüyordu.Hiçbir şey olmuyordu. İnsan yalnız kalıyordu. Yalnız.Yalnız."
-sadece bizi en mutlak anlamdaki hiçliğin içerisine yerleştirdiler,çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır bir baskı uygulayamaz.