Bilal kamiloğlu

Bilal kamiloğlu

Bilal kamiloğlu

, bir kitap okudu
7/10
·1328 syf.··
24 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 14:47
·
2026 19. kitabı
Kolektif
8.3/10 · 20 okunma
Reklam
Ulusu, dil, din, etni, tarih ve bunun gibi kavramlarla tanımlamayı reddeden; tüm dillerin, kültürlerin, ehlilerin eşitliğine dayanan; bunların politik olanın tanımından dışlandığı bir anlayışta, çoğunluk olmadığı için azınlık da olamaz, Aynı şekilde, bugün Türkiye’de resmen azınlık olarak tanımlanmış azınlıkların dinsel olarak tanımlanmış olması, devletin laik olmadığının da zımni bir itirafıdır. Bugünkü azınlık tanımı, laik bir devletle de uyuşmaz..
Sayfa 1241·Kitabı okudu
Düşünce
Solda feminizme dair...
Örgütsel alanda ve sosyalistlerin özel yaşamında erkek hâkimiyeti, cinsiyet hiyerarşisi ve İmtiyazları ile kadınların görünmezliği ve kadın düşmanlığı burjuva partilerindeki ve yaşamınndakine benzer biçimde sürüp gidiyor. Sosyalistler arasında kadınlara yönelik şiddet ve cinsel taciz toplumun diğer kesimlerini aratmayacak denli yüksek. Açıklanması ve kadınların şiddete karşı mücadeleleri erkeklerce engelleniyor. Sosyalistlerin evlerinde kadın emeğinin sömürüsü sürüyor. Solun büyük bir bölümü “feminizme karşı" olup feminizmin taleplerini benimsiyor.
Sayfa 1138·Kitabı okudu
Düşünce
Egemen ideolojiyle girilmemiş bir başka hesaplaşma gayrı müslim azınlıklar konusunda: Ermeni tehciri, mübadele, Varlık Vergisi, 6-7 Eylül olayları gibi Cumhuriyet tarihinin karanlık sayfalarının, meselesini mazlumluk merkezine oturtmuş sol edebiyata yansımamışlığını önce bir ayıp olarak kaydetmek gerekir. Söz konusu eksikliğin nedenleri solun hem ordu ve devletle bağlarını koparmamışlıgında hem ulusalcılığında hem de kendi içine kapanmışlığında aranmalıdır. Uzun yıllar boyunca solun politikasında, sanatında ve edebiyatında ne anti-militarist ne entemasyonalist bir tavır vardır.
Sayfa 1071·Kitabı okudu
Düşünce
“Türkiyemiz bugün emperyalist dünya sistemi içinde bir ülke, feodal kalıntıları halâ bağrında barındıran geri bir tarım ülkesidir. Böyle ülkelerde, ekonomiye ve dolayısıyla politikaya genellikle Emperyalizm-Komprador sermayesi-Feodal ağalık düzeni üçlü ittifakı hükmeder... Türk toplumunun önündeki ilk devrimci adım, bir avuç asalak dışında, proletaryasıyla, küçük burjuvazisi ve aydınıyla, giderek, şu anda değilse bile, güçlü bir devrim hareketi karşısında, kompradorun etkisinden kurtulup bir süre için Demokratik Devrim saflarında yer alması mümkün olan millî burjuvazisiyle, tüm Türk ulusunun, her içtenlikle Türküm!’ diyenin, elele, omuz omuza, güçbirliği halinde gerçekleştireceği Anti-emperyalist ve AntifeodaI Demokratik Devrimdir’. Bugün Türkiye’de devrimci savaş, emperyalizme ve yerli işbirlikçilere karşı, tam bağımsız bir Türkiye uğruna, tam demokratik bir Türkiye uğruna, ‘Demokratik Devrim’ uğruna savaştır”
Sayfa 951·Kitabı okudu
Düşünce
Reklam