Tarih, 2 Kasım 1980 Ankara. Muzaffer Erdost gözaltına alındı. Emniyette kağıt gösterildi. "Delil bulunmadığı takdirde derin uygulama yapılsın!" Derin uygulama, "ağır işkence yapın" demek. Üç-dört gün boyunca ağabeyi bırakılmayınca İlhan Erdost, Emniyet'e geldi. Onu da gözaltına aldılar. Gerekçe aynıydı, "Basımevinde çok sayıda yasak sol yayın bulundurmak!" Yalandı, hepsi yasaldı. Tutuklandılar. Ankara Mamak Askeri Cezaevi'ne götürüldüler. Emniyette kayıtlarını yaptılar, saçlarını kestiler, fotoğraflarını çektiler. Ve birden ellerindeki sopalarla odaya girenler iki kardeşi dövmeye başladı. İşkence yol boyunca da sürecekti... Zaten biri telefon etmişti; "C Blok'a gidecek iki tutuklu var, büyük cemse gönder!" Bunun anlamı yolda dayağın sürecek olmasıydı. Bu kadar işkencenin sebebini açıkladılar: "İçerisi sizin zehirlediklerinizle dolu." Coplanıp tekmelenerek askeri cemseye bindirildiler. Araç içinde iki asker Muzaffer Erdost'u, iki asker İlhan Erdost'u dövmeyi sürdürdü. İlhan Erdost yüzükoyun düştü. "Kalk" diye tekmelediler. Kaldırıp dövdüler. Bazen aracı durdurup iki kardeşi aşağı indirdiler. Hazır ola geçirip yürüttüler. İlhan Erdost, "Küçük kızımı uyandırmadan geldim, bizi dövdürmeyin komutan" dedi astsubaya. Dinlemediler. İşkence yeniden başladı. .. İlhan Erdost yine yüzükoyun kapaklandı. Yine kaldırdılar. Yine hazır ola geçirdiler. İşkence hiç bitmedi. Dövülerek koğuştan içeri atıldılar. İlhan Erdost "Midem bulanıyor kusacağım" diye doğruca pencereye doğru giderken yığılıp kaldı. Koğuştan biri, "Şekerli su getirin" diye bağırdı. Muzaffer Erdost'u ranzaya yatırdılar, nefes nefeseydi... Biraz sonra İlhan Erdost'u, göğsü soyulmuş olarak iki kişinin kollarında ağa beyinin yanına getirdiler. Göz göze geldi iki kardeş.
O anda İlhan Erdost, dizinin üzerine çömeldi ve yere