Bilal kamiloğlu

Bilal kamiloğlu
Kardeşi kardeşe...
Orta Anadolu' da olduğu gibi dördüncü mıntıkayı teşkil eden vilayetlerde de Kızılbaşlık yaygındır. Sünni Türklerden hakaret gören, kendi hallerine bırakılan ve kendi kendilerini idare eden Kızılbaş Türk köyleri pek çoktur. ( ... ) Çalışkan ve temiz birçok Türk, cahil adamların ektiği bu mezhep kavgası yüzünden acınacak bir halde bulunmaktadır. Aslen Türk olan ve Türkçeden başka bir lisan bilmeyen birçok Türk, sırf mezhep farkı yüzünden Alevi olan Kürtlerle mezhep iştiraki görmüş, milliyetlerini unutarak Kürtlük iddia etmeye başlamışlardır. Maalesef asırların miras bıraktığı bir cahillik ola rak, güya Kızılbaş ve Alevi olmak, bu halis ve temiz öz Türkleri, Türklük camiasından ihraca sebep gibi telakki edilmektedir ...
Sayfa 235·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Siz ne düşünüyorsunuz ?
Öğrenemeyen öğrenci yoktur, öğretemeyen öğretmen vardır ...
Sayfa 227·Kitabı okudu
Omurgasızlar...
Mehmet'in karısı Canan Barlas, bu işlerde uzman, üstelik ekonomi muhabirlerini iyi tanır, haberler bedava ... Şimdi, mesela İbrahim Betil TÜSİAD Yönetim Kurulu'ndan mı atılıyor, komşuları derhal ' Atılmadı, kendisi istifa etti' diyerek devreye giriyorlar. 'Yaman Törüner yolsuzluk yaptı' diye bir haber mi çıkıyor veya Aydın Ayaydın hakkında bir kampanya mı başlatılıyor, Canan Barlas derhal adama bir başarı öyküsü düzenliyor Show TV'de. Bu arada da Tan (Asil Nadir), Meydan (Aydın Doğan) filan gibi marjinal gazetelerden başka Billurcuk (Milliyet ekran ekinden Billur Kalkavan) ayarlanıyor, o da mesela, 'Yaman'dan büyük adam yoktur' diye başlıyor. Ödülü de bir Meksika seyahati mesela. Dönüşte de Barlaslarda çay, başka patronlar ile tanışma ... Özal'dan sonra 68 Kuşağı'nın eğitimlileri, ekonomiden anlamak için içten gayrete girdiler. Cumhuriyet ve Milliyet çevresinden, zaten ele gelen iki gazete de bunlardı, beş altı kişi gayriresmi grup kurdu. Ne yapıyorlar, işte iş adamlarıyla konuşuyorlar, akşam yemeğe çıkıyorlar, adamların 'yazma' dediklerini yazmıyorlar ... " Yazdıkları sadece piarcılık, promosyonculuk, halka ilişkiler ve lobicilik çalışması idi. Bu dönüşümün politik yönü vardı kuşkusuz. Alev Alatlı şöyle yazdı: "(Turgut) Özal'la başladı bunlar. Özal, insanların ne kadar omurgasız olma kapasitesinde olduklarını keşfetti, burunlarından tuttu, istediği yere götürdü bunları. Başardı bence. Omurgasızlar harekete geçti. Bilumum ahlaksızlık aldı, yürüdü. Ahlaksız oldukça insanlar daha iyi yerlere geldi. En ahlaksızlar en yükselenler oldu ... Çırağan Oteli'ndeki bir toplantıyı hatırladım. Ben de ne bileyim, Deniz Baykal, Mesut Yılmaz'la ekonomi tartışacak diye gittim. Canan Barlas'ı ortalıklarda ev sahipliği yapıyor gibi görünce, 'Ne alaka' diye sordum, toplantıyı Henkel'in
Sayfa 212·Kitabı okudu
Orhan Kemal hk.
1956'da kaleme aldığı Arka Sokak kitabı hakkında dava açıldı. Hakim sordu: "Konularını neden hep fakir fukaradan, işçilerden alıyorsun; Türkiye' de varlıklı insanların, iyi yaşayanların da olduğunu niye yazmıyorsun?" İstenen Tanzimat ya da Servet-i Fünun edebiyatıydı! Orhan Kemal yanıtladı: "Ben gerçekçi bir yazarım. En iyi bildiğim konuları alırım. Varlıklı yurttaşların yaşayışlarını bilmiyorum, nasıl yaşadıklarından da haberim yok!"
Sayfa 206·Kitabı okudu
Evrende belirsizlik, bulanıklık, gizem yoktur. Düşünememe mantıksızlığı vardır. Mantık, gerçekle yüzleşen aklın ölçüsüdür, mizan-ül akl! Aklın olmadığı yerde safsata başlar. İtibarıyla abartma, mübalağa etme ve kehanetler, komplocu çıkarımlar toplumsal yaşamın bel kemiğini oluşturur. Her işin altında çapanoğlu aranır. Kendinden saymadığı dinlenmez, okunmaz, hiçbir şey sorgulanmaz olur. Sorumluluk, insan karalamakla ötekinin sırtına atılır. Muhatabın kişiliğine-karakterine, vasıflarına ve hatta ailesine saldırılarak görüşlerinin çürütüleceği sanılır:
Sayfa 200·Kitabı okudu