16. yüzyılda Suriye buğdayı ve Trakya buğdayı vardır; Napoli'nin greco veya latino şarabı vardır; latino öbüründen daha boldur, fakat Frontignan'dan yüklenen birçok başka şarap fıçısı da bulunmaktadır; Lombardiya pirinci vardır, ama aynı zamanda Valencia, Türkiye ve Mısır pirinçleri de bulunmaktadır. Aynı şekilde, mütevazı kalitedeki ürünleri kıyaslamak üzere, Balkan ve Kuzey Afrika yünleri bulunmaktadır.
Demek ki Akdeniz ülkeleri kendi aralarında rekabet etmektedirler veya etmek zorundadırlar; sınırlarının içinden çok, bulundukları iklimsel dünyanın dışındaki yerlerle mübadele etmek durumundadırlar. Bu bir gerçektir, fakat 16. yüzyıl düşük hacimli, mütevazı fiyatlı ve kısa mesafeli mübadelelerin dönemidir. Komşular arasındaki, insan bakımından zengin bölgelerle fakir bölgeler arasındaki durumu olabildiğince idare etmek gerekmektedir; çünkü en büyük sorun, yenilebilecek her şeyin ve bunun yanısıra pek fazla zarar olmaksızın taşınabilecek her şeyin, Provence kıyılarının incir çuvallarından, balık, ton veya tuzlu et fıçılarına ve Mısır'ın bakla çuvallarına kadar -ve en çok aranan mallar olan zeytinyağı ve buğdayı unutmaksızın- her şeyin peşinde olan kentlerin beslenmesi sorunudur. Demek ki, üretim biçimlerinin özdeş olması Akdeniz'in iç mübadelelerini sanıldığı kadar rahatsız etmemektedir.