''Aşiret, feodal yapı ve töre üçgenine dayalı bir düzende yaşayan bölge insanı, şeyhlerin, şıhların ve ağaların yol göstericiliğine koşullandırıldığından, feodal düzenden kurtulup birey haline gelememiş, bu yüzden de kan davası, töre cinayeti, başlık parası, pusu kurma ve ağıt yakma dışında uğraş edinememişti. Bu insanlık dışı hastalığın tek panzehri olan köy enstitüleri de komünist yetiştirdikleri gerekçesiyle kapatılınca toprağa bağlı kölelerin birey olma umutları da hepten yok edilmişti.''
''Odacı Seyit'e evli olan kızı için hala çocuk parası ödendiğini tespit edince, nedenini araştırdım. Yaşı küçük olan kızını, imam nikahı ile evlendirmişti. Resmi nikah yapılmadığından, yasal olarak evli sayılmıyordu. Yaşı tutar hale gelince de babası resmi nikah yaptırmaktan kaçınmıştı. Seyit, damadını beğenmediği için resmi nikaha yanaşmıyordu. Nedenini anlayamadığım bu gerekçenin aslını daha sonra öğrendim. Seyit yüklüce bir başlık parası alarak kızını evlendirmişti. Resmi nikah yapılması halinde kızını geri alması mümkün değildi. İmam nikahlı kızını ise istediği zaman geri alıp, başlık parası karşılığında yeniden evlendirebilirdi.''