Bin Söz Bir kitap

Bin Söz Bir kitap
@BinSozBirKitap
Okuyan, okuyan, okuyan, yazan, yazan, okuyan... Hantal, pasif, denize, börtü böceğe bakan, okuyan, ekrana bakan, yazan, müzik dinleyen, yazan, kitap dinleyen, okuyan, oturan, okuyan, yatan, yazan...
27 okur puanı
Aralık 2023 tarihinde katıldı
Tavsiye Ederim
9/10
·289 syf.··
2023 167. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2023 19:04
Çok rahat okunan, bir anda akıp giden, asperger sendromunu başarıyla yansıtan bir kitaptı. Hikaye asperger sendromu olan anlatıcı kahramanın dilinden aktarılıyor. Astro-fizik başta olmak üzere matematik ve fen bilimleri konusunda üstün bir başarısı olan kahramanımız beklendiği üzere gerek sosyal beceriden gerekse takıntılardan muzdarip. Tüm bunları onun gözünden görmek farkındalık yaratması açısından oldukça yeterliydi. Romanın en ilgimi çeken tarafı ise soyut kavramlara ve mecazlara algısı kapalı olan kahramanın inançlar ve maneviyat üzerinden gelişen diğer değer yargılarına bakış açısını yansıtması oldu. Öte yandan anlatım sanki bu sendromu yaşayan bir karakterin biraz üstünde gibiydi. Etrafındaki insanları bu denli tanımasını, ismiyle aklında tutmasını da biraz yadırgadım. Ancak bunlar dışında tüm detaylar gayet kararındaydı. Tavsiye ederim.
Edebiyat
Süper İyi GünlerMark Haddon · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20224,168 okunma
Reklam
Hem çok yönlü hem eğlenceli
10/10
·88 syf.··
2023 166. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2023 16:48
Gradiva, kurmaca metin olmasına rağmen psikolojik altyapısıyla dikkat çeken, hatta Freud'un psikanalitik incelemesiyle bilinen bir eser. Hikayedeki takıntılı başarakterin sanrılara varacak kadar nevrotik hal alan obsesyonu Freud'un esere neden derin bir analiz getirdiğini açığa çıkarır nitelike. Eser sade psikanalitik değeriyle değil, özellikle sanat tarihine yönelik zengin içeriğiyle de dikkat çekici. Yani kısalığına rağmen doyum yaşatan çok yönlü bir eser. Hem çok yönlü hem de eğlenceli. Eğlenceli bir okuma deneyimi sunduğu için de herkesin rahat rahat okuyabileceğini düşünüyorum. Bir anda akıp gidiyor Tavsiye ederim.
Edebiyat
Gradiva: Bir Pompei DüşüWilhelm Hermann Jensen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20251,078 okunma
HEY GİDİ GÜNLER HEY! (OKUNMALI)
10/10
·168 syf.··
2023 165. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2023 18:33
Julius Caesar'ı tiyatroda izledim, radyo tiyatrosunda dinledim, nihayet okudum. Aslında "Antonius ve Kleopatra"yı yakın zamanda okumak istediğim için önceliği Julius Caesar'a verdim. Hikayesini Ptolemaios dönemindeki gerçek kişi ve olaylardan alan, "Coriolanus" da dahil, bu üç eser üçleme olarak kabul edilir. Üçlemenin ilki Julius Caesar'dır. İkinci "Coriolanus"tur ama o ne yazık ki elimde olmayan birkaç" Shakespeare" eserinden biri. Gelelim "Julius Caesar"a: Araştırmalara, dolayısıyla belgesellere bile eksik parçaları tamamlamada referans olan bu eser Antik Roma'da yaşanan diktatörlük&demokrasi gerilimini Julius Caesar merkezinde dramatize eder. Diktatörlüğünü ilan eden Caesar, demokrasi karşısında en yakınlarından bile boyunun ölçüsünü alır. Buna kimileri " ihanet " der, kimileri "suikast", kimileriyse" demokrasi kazandı! " Yani, dikkatinizi çekerim; bazen demokrasinin kazandığı da oluyor. " O günler çok geride kaldı, hey gidi günler hey! " demeyin. Alt tarafı 2000 yıl, umudu kesmemek lazım.
Edebiyat
Julius CaesarWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,9bin okunma
Gönül rahatlığıyla tavsiye ederim
10/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2023 164. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2023 18:33
Roman, her şeyden önce üslup çeşitliliği, teknik çeşitliliği, kapak yazısında belirtildiği gibi sıra dışı konusuyla büyük beğenimi kazandı. Nereden nereye aktı gitti, nasıl bitti, sonunda döngüsel zamanda nasıl birleşti anlayamadım ama bir şok etkisi yarattığı kesin. Büyüyü bozmamak için bu sıra dışı olaylardan bahsedemem, büyük spolier olur. Olaylar 2030’ların başlarında Abd’den Mardin’e ve Sina yarımadasına akıyor. Konu, cinsiyet ve tek tanrılı dinler üzerinden gelişiyor. Sosyal ve felsefi mesajlar ön planda. Tabii aşk, aile, kimlik arayışı bunu takip ediyor. Dört ana bölümden oluşan hikayenin ilk üç bölümü aslında birer yıl arayla yaşanan kritik üç günden oluşuyor. Geriye dönüş tekniğiyle olay akışı yolunu buluyor. 4. bölümse ağırlıklı olarak şiirlerden, gazete yazılarından, sosyal medya yazışmalarından oluşmuş. Romanda özellikle sosyal medya yazışmaları, haber yazısı ve röportajlarda alttan alttan gelen ironi oldukça inceydi. Finaldeki çatışmada hissedilen durum ironisiyse ayrı bir etki yarattı. Olay akışında Christina, Josh, Şeyh Yahya, Peder Aday, Yakup Usta öne çıkıyor. Yazarın sesini hiçbir satırda duymuyoruz. Materyalist, Müslüman, Hristiyan vs. herkes kendi sesiyle konuşuyor ve gerçekten konuşuyor. Tabii anlamışsınızdır, doğu ve batıya özgü değerler kurgunun merkezini oluşturmuş. İnanç ayrılıklarıysa romanın temel çatışması durumunda. Özetle kesinlikle tavsiye ettiğim bir kitap. Kısa olmasına rağmen ilgi uyandırıcı olayları ve toplumsal tespitleriyle doyum hissi yaşatıyor. Belki sırf bu yönden "Hayvan Çiftliği" ne benzediğini söyleyebilirim. İlke Ergin Uterya serisiyle tanıdığım Kıbrıslı, ufku geniş bir yazar. Geçen yaz youtube’taki sesli kitaplarıyla güzel vakit geçirmiştik. Onlar da oldukça yetkin, okunması gereken kitaplar. Yazar bu kitapta başka
Edebiyat & Roman
On Üçe Bir Kalaİlke Ergin · Mythos Kitap · 016 okunma
Özgür iradeye verdiğiniz önemi sorgulatan roman
10/10
·172 syf.··
2023 145. kitabı
(Eser miktarda spolier içerebilir) Bu romanı bir cisme benzet, deseniz; o cisim kesinlikle "akupunktur iğnesi" olur. Yüzünüze, gözünüze batar, sinirlerinizi incitir, bir rahat ettirmez. Alex'in empati yoksunluğu, küfürlü üslubu, bulaştığı pis işler ve yaptığı kan donduran eylemler "Ulan ben bu hıyarın anlattıklarını ne bok yemeğe dinliyorum." dedirtir ve kitabı yırtıp atasınız gelir. "Böyle moron sapları, sapıkları sallandırmalı, yakmalı, yırtmalı! Kendiyle empati kurmamı bekliyor bir de piskopat dallama!" demekten kendinizi alamazsınız. Gel gör ki roman ilerleyip de Alex cezasını bulunca hapisane sisteminin yararsızlığı batar bu kez yüzünüze gözünüze.Bir de kendinizi özgür iradeye direkt müdahalenin ahlaki olup olmadığını sorgularken bulursunuz. Üstelik bu sorgulamaya muhteşem bir durum ironisi eşlik eder: klasik müzik ve suç... Kısacası sinirlerinizi, sınırlarınızı zorlayan, ne derece insan olabildiğinizi sorgulatan, o büyük büyük sığındığımız çağdaş insan mertebesine erişip erişmediğinizi ölçen bir antikarakter romanıdır Otomatik Portakal. İşte tam da bunun için akupunktur iğnesidir. Rahatsız ettiği kadar göreceli olarak çoklarına şifa da olur. Zira bir toplumun illeti sade suç potansiyelinden değil suçluya verdiği cezadan da ortaya çıkar.
Edebiyat & Roman
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113bin okunma
Reklam