Nilgün Marmara'nın odasındaydım dün gece, yatağının üzerinde unuttuğu defterini buldum .Okumak ve okumamak arasında kalsam da benim okumam için oraya bıraktığına kanaat getirdim. Kendi el yazısını daha önce hiç görmemiştim müthiş heyecanlandım. Sadece el yazısı için değil elbette onun yalnız kalınca neler düşünüp kağıda döktüklerini okuduğum için de. Bı anda tüketmek istemedim onu.. Okurken saatler aktı çaylar, kahveler sıralandı bı anda onun dünyasında buldum kendimi. . Karalama defteri veya günlüğü adı ne olursa olsun orda yaşamıştı, gelişigüzel cümleler kurmuş kimisini yarım bırakmıştı.Birileri okusun diye değil, kendisi rahatlasin diye. . Konuşamayanlar için tek çare yazmaktır. O da öyle yaptı.. Okumalarım bittiğinde elimde koca bir kupa soğuk kahve ile kaldım bana ısmarlamış gibi..
Cemal süreya ölümünün ardından onun için "bu dünyayı başka bir dünyanın bekleme odası gibi görüyordu" demişti.