Ölüm, iştiyaklı kimselere bir tesellidir. Sevgiliyi sevgiliye kavuşturan bir vesiledir. Şu ayet-i kerime bu manadadır:
"Kim Allah'a kavuşmayı arzularsa, şüphe yok ki, Allah'ın tayin ettiği o vakit herhalde gelecektir." (29/5)
فان الميت كالغريق ينتظر دعوة ملحقة من أب أو أم او صديق وايضا ينبغي لكم أن تعتبروا من موتها وتتذكروا موتكم وأن تقبلوا على مرضيات الحق سبحانه بالكلية وان لا تعدوا الحياة الدنيوية غير متاع الغرور فان كان للتمتعات الدنياوية مقدار شعرة من الاعتبار لما منح بها الكفار ولما أعطيها الاشرار...
Bir hadis-i şerifinde Resulullah (sav) Efendimiz şöyle buyurdu:
"Meyyit, denizde boğulmak üzere olana benzer; babadan, anadan, dosttan gelecek ve kendisini tutacak bir dua bekler."
Aynı şekilde şu da uygun düşer ki: Onun ölümünden ibret alasınız. Kendi ölümünüzü hatırlayasınız. Tamamen, Yüce Hakkın rızası bulunan işlere dönesiniz. Dünya hayatını, gurur verip aldatan bir rnatahtan başka bir şey yerine koymayasınız. Eğer dünya ve içindeki şeylerin kıl kadar değeri olsaydı; kafirler ondan faydalanamazdı ve şerlilere ondan hiçbir şey verilmezdi. ( فى دوامه )
"Susmak, zahmetsiz bir ibadet, takısız bir süs, sultansız bir heybet, duvarsız bir kaledir. Özür dilemeye muhtaç bırakmaz, âlimler için zinet, câhiller için örtü, kiramen katibin için rahatlıktır."