Birkan Girgin

Birkan Girgin
@BirkanGirgin
Moleküler Biyolog
Yüksek Lisans
İstanbul
İstanbul, 10 Ocak 1993
337 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı

Birkan Girgin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·112 syf.··
2025 87. kitabı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Eş Danışman Medawar
Puan vermedi·126 syf.··
2025 86. kitabı
Medawar'ın 1960 yılında Nobel ödülü kazanmış saygın bir bilim adamı olduğu düşünüldüğünde tavsiye niteliğinde söylediği sözlere kulak kabartmakta fayda var gibi durmaktadır. Sonrasında bunların uygulanıp uygulanamayacağı ayrı başlıklar altında tartışılmalıdır. Dolayısıyla bu eseri geçmişten gelen bir mentörlük gibi düşünerek okumakta fayda olabilir. Bu bağlamda okunduğunda en azından bazı çöküş sonralarında daha ivmeli toparlanmalar için gerekli motivasyon sağlanabilir. Medawar gözlem --> hipotez --> deney --> bulguların tartışılması ve sonuçların tebliği aşamalarını bütüncül bir yaklaşım ile tartışıyor. Başlangıç noktası ise bir "bilimci"nin belirgin karakter özelliklerinin olup olmadığıdır. Açıkçası akademide olan birileri için "kalp kırıcı" bir yaklaşımı olabilir, Medawar'ın. "Bilimciler de aslında diğer meslek kollarındakine benzer bir karakter dağılımına sahiptir; bu özelliklerden herhangi biri kişiye ciddi bir avantaj sağlamamaktadır". Örneğin, çok klasik olarak bilimcilerin meraklı insanlar olduklarını düşünürken Medawar bunu bile net bir şekilde reddeder. Medawar tüm karakter özelliklerinden bağımsız olarak genç bir bilimciye sonuç üretmesini ve bunları da imkan dahilinde paylaşması ve sunmasını salık verir. Bu sonuçların başka deneylerin tekrarları olması ya da literatürde büyük bir yer teşkil etmemesi gibi şeyleri sorun görmez. Daha çok bunların eldesi ve paylaşılması sırasında genç bilimcinin kazandığı özgüven ve bilimsel yolda nasıl ilerlemesi gerektiğini öğrenmesinin üzerinde durur. Hipotez kurulumda ise herkesin hemen hemen başına gelen çok rahatsız edici bir tecrübeyi kendisinden bir örnek ile açıklar. Bilimciler hipotezlerine aşık insanlardır. Bu nedenle literatür ya da kendi deneysel sonuçları, hipotezlerine uygun sonuçlar ortaya koymadığında bunu
Genç Bilimadamına ÖğütlerS. P. Medawar · Tübitak Yayınları · 1997162 okunma
Düşünme yanarsın
Puan vermedi·215 syf.··
2025 85. kitabı
Joseph, Inter Amerikan seyahat acentasındaki işinden ayrılır ve orduya yazılır. Biz de okuyucu olarak kendisinin günlüklerini ele geçirmiş ve sanki Saul Bellow sayesinde kendimizi bunları okurken buluruz. Bu günlüklerde toplumdan yavaş yavaş uzaklaşarak bireyselleşen, kendine ve topluma yabancılaşan bir Joseph vardır. Saul Bellow karakteri Joseph sayesinde yozlaşan aile yapısını tartışır; burada en önemli karakter abisi Amos'un kızı Etta'dır. Etta'nın şımarıkça tavırlarına karşı gösterilen reaksiyonlar aslında Joseph'i biraz daha öteki konumuna getirir. Bir diğer yandan çok yüksek ateşte olmasa da soğuk savaş etkileri ve pasifizmde kitapta kendini hissettirir. Böyle bir ortamda Joseph'in düzenli işini bırakıp orduya yazılması da aslında Saul Bellow'un kara komedisinin içinde güzel bir unsurdur. Ki kitabını da şu şekilde bitirecektir: "Yaşasın düzenli günler, saatler! Ve ruhun zaferi! Yaşasın düzen, disiplin! " Belli bir dönemin belli bir kesme hitap eden sloganına şahit olduk yani bu kitapta da; " azizim bu toplum içinde düşünürsen çıldırırsın; en iyisi hiç bir şey yapmamaktır"
Boşlukta Sallanan AdamSaul Bellow · Cem Yayınevi · 1997351 okunma
Bir de Buradan Bak
Puan vermedi·176 syf.··
2025 84. kitabı
İbrahim Refik , bu eserinde Osmanlı Devleti’ nin son dönemlerinden (Sultan Abdülhamid ve sonrası) bazı hüzünlü vakaları aktarıyor. Bu eser benim lisede okuduğum Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı ideolojik tarih kitaplarından daha başka bir perspektif sunuyor; bu nedenle de bu tarz bakış açılarının farkına varmak ve haberdar olmak adına önemli olabilir bu tarz eserleri okumak. Ayrıca araştırmacı bir yandan olmasa da, hissi olarak bazı özel ve güzel örneklerin abartılarak genelleştirdiğini her ne kadar düşünsem de; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ nin hilafetin merkezi olan bir impatorluk varisi olduğunu unutmadan yaşamanın gerekliliğini bu ve benzeri kitapların güzelce ortaya koyduğunu görmek lazım geldiğine inanıyorum. Ve bizlerin de bu mirasa paydaş olduğunu unutmamak kaydıyla. Yoksa bu sefil ve küçük düşünerek yaşamak bize çok yakışmıyor en kibar ifade ediliş şekliyle. Eserde görüyoruz ki, Osmanlı Devleti madden en zayıf düştüğü halde bile hilafetin varlığı ile diğer pek çok topluluktan hürmet görmüştür ( Hindistan , Endonezya, Malezya ve hatta diğer uzak doğu ülkelerinden), her ne kadar bize başla türlü öğretilmeye çalışılsa da. Osmanlı Devleti de maalesef bazı zamanlar hilafeti sadece siyasi bir araç olarak kullanmaya çalışsa da; genel olarak halifenin kendi topraklarında olan varlığına uygun davranışları göstermiştir dedelerimiz. Örneğin Japonya topraklarına gönderilmek için yola çıkan Ertuğrul fırkateyni aynı zamanda gönül köprülerini tekrar hatırlatmak adına farklı bölgelerde belli sürelerde konaklamıştır ve halifenin topraklarından geldiği için bölge halkı tarafından kutsal görülmüş ve üzerinde namaz kılınarak kutsal bir mescid olarak değerlendirilmiştir. Bu en azından bu neslin torunlarına biraz edepli ol da; geçmişinde neler yaşanmış bunu hatırla ve buna
Destansı Hüzünİbrahim Refik · Albatros Yayınları · 200875 okunma