Birkan Girgin

Birkan Girgin
@BirkanGirgin
Moleküler Biyolog
Yüksek Lisans
İstanbul
İstanbul, 10 Ocak 1993
337 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı

Birkan Girgin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·328 syf.··
2025 75. kitabı
Jean Laffitte
8.1/10 · 34 okunma
Reklam
Tam Şimdi'nin Sonrası
Puan vermedi·174 syf.··
2025 74. kitabı
Açık konuşmak gerekirse sistemli bir şekilde öğrenilmediği zaman kapsamlı düşünce ve felsefe akımları; bir kitap üzerinden kolayca anlaşılmıyor. Dolayısıyla burayı bazı ufak notlar almak için kullanacağım sadece. Modern kelimesi "modo" kelimesinden gelmektedir. Modo ise "tam şimdi" demektir. Dolayısıyla bu kavram aslında kendinde bir fikir barındırmaz; söylediği şey eskiyi biraz terketmektir. Peki, eskiyi aşarak mı terk edecektir yoksa reddederek mi? Bunu da her bir alt başlıkta ayrıca değerlendirmek gerektiği aşikardır. Post- modern'lik kavramını da Türkçe'ye çevirdiğimizde ortaya kaypak bir şey çıkar; kavramın kendisi de biraz kaypakçadır zaten. " Tam şimdi sonrası" dolayısıyla geleceğe dair bir şey anlatır gibi durur ama fikri şimdiye aittir. Dolayısıyla post-modernizm'e ait her şey "modern"e aittir. Çıkış noktası olarak, bu düşünce ve felsefe akımları başta kendini mimarlıkta gösteriyor; sonra da dil'e sıçrılıyorlar. Ama kitaptaki özetleme resim (sanat) üzerinden başlıyor ve teknolojiyi karşısına alarak. Kameraların olduğu bir dönemde bir şeyin tıpkısını yapmak sanat olmaktan çıkıyor, ve yerine ise "algılama" geçiyor. Gösterilen'in gören'deki algılanmasının izi de bir sürü farklı SANAT kavramları ortaya koyuyor. Gerçekliğin temsili --> Cezanne, Kübizm, Dadaizm ve Gerçeküstücülük Soyutlama --> Yücecilik, De Stijl, Konstrüktivizm, Soyut Dışavurumculuk ve Minimalizm Estetiğin Terkedilmesi --> Kavramsalcılık Yazarlar gelinen noktayı da şöyle tarif ediyorlar: " Sanat yüksek hızlı orijinallik arayışı içinde gözden yitmiştir." DİL konusunu da " yapısalcılık" açısından değerlendirmeyle başlar yazarlar. Yapısalcılık bir şekilde dil'i ortak bir kümede eriterek öznellikten uzaklaştırarak bunu da sistematik bir noktaya getirme çabasıdır. En azından böyle düşünme
PostmodernizmRichard Appignanesi · Milliyet Yayınları · 199870 okunma
Özet
Puan vermedi·112 syf.··
2025 73. kitabı
Lakaz, doktora tezi hazırlayan bir gençtir. Öğretmeni Alber Deno'dan aldığı bir tavsiye ile Benjamin Floş'un yanına tez çalışması için gitmiştir. Benjamin Floş, Kartfuş Şatosu'ndaki kütüphaneyi Lakaz'ın imkanlarına sunacaktır. Gayet sıradan başlayan bu serüven Lakaz'ın bir gün İsabel'in resmini görmesiyle bambaşka bir hal alır. Sonrasında İsabel'in, Kazimir'in annesi olduğunu öğrenir. Kendisi yılın belli zamanlarında çok az gelerek oğlunu görebilmektedir. Lakaz, bu resme aşık olur ve içten içe İsabelle'yi merak eder. Hatta onun 15 yıl önce sevgilisine yazdığı mektubu bulması da Lakaz'ın içindeki gizemi bir kat daha arttırmıştır. "Sevmek Zamanı" ndaki gibi işlemiştir; konuyu Andre Gide. "Ben senin resmine aşığım. Ben senin resmine değil de sana âşık olsaydım o zaman ne olacaktı?"  Ne mi oldu? İlerleyelim. 15 yıl önce İsabelle, sevgilisi Vikont Blez dö Gonfrvil ile kaçma planı yapar ve kendisine kaçmak için mektup yazar. Sonrasında ise bu plandan korkar ve cayar. Şatonun kahyasına, "beni kaçıracaklar, beni savun" diye talimat verir. Kahyanın burada "vur deyince öldürmesinden" dolayı, İsabelle'nin sevgilisi ölür, ve İsabelle'de bir şekilde şatodan uzaklaştırılır. Ailesi ile bağları da tamamen kopar.  Kitabın sonuna gelindiğinde ise Andre Gide herkesi öldürür, İsabelle'nin babasını, teyzesini, eniştesini. İsabelle'de bir adamın peşinde gider. Evdeki hizmetlinin de dediği gibi İsabelle her zaman yanında bir erkek bulmuştur. İsabelle'de masul hiç bir şey bırakmak Gide, şüpheleri temizler. # Yalçın Yayınları - Izabel
IsabelleAndré Gide · Can Yayınları · 20111,699 okunma
Biraz Tahlil; Fazlaca Özet
Puan vermedi·464 syf.··
2025 72. kitabı
Emile Zola'dan bir şey okumak banliyölere ve işçi hayatına biraz da olsa yakınlaşmak demektir. Bu roman bir Paris banliyösü olan Goutte-d'Or Sokağı'nda geçmektedir. Roman boyunca bu sokağı bir tiyatro sahnesi gibi kullanmıştır Zola; bütün oyuncularını yeri ve zamanı geldikçe burada sergileyip bize tanıtmıştır. Hikayesi için gerekli bütün aksiyonda temel olarak burada yer almıştır. Romanı bir akademik çalışma altında inceleyecek olursak; bazı sosyolojik tespitler yapmaya hak kazanabiliriz. Bunlardan başlıcası Zola diyor ki; insan sefaletini başkalarının sırtına ve omzuna basarak ya da diğerlerine kıyasla daha iyi durumda olduğunu düşündüğünde unutabilir. Örneğin, Lorilleux ailesine yakından bakılabilir. Bir diğer konu ise Paris'in merkez sokakları ve arka sokakları arasındaki sosyo-ekonomik fark aslında gelirlerin eş dağılmadığını ve herkese yetecek kadar yemek ve yer varken bunun sağlanamadığını ortaya koymaktadır (biraz da hükümet eleştirileri). Gervaise kitabın sonunda yaşadığı sefalet ile kendini pazarladığı satırlar aslında iki sokak arasındaki ekonomik farkı netlikle göstermektedir. Zola'nın kitabı bitiriş şekli de biraz kafa karıştırıcıdır. Coupeau delirerek, Gervaise ise sefalet içinde ölmüştür. Son sayfasından başlandığında okunmaya Zola şunu iddia ediyor diyebiliriz; bu hayattan bir kurtuluş yoktur. Ne kadar çıkışlar, yükselişler de olsa bu banliyöye girdikten sonra bir daha kurtulmak mümkün değildir. Burası ahlaki olarak yozlaştırır ve nihayetinde ekonomik çıkmazlarla birlikte kişi sefil bir hayatı tercih etmek zorunda kalır. Lantier'ler ise kazanandır. Lantier'ler hiç bir kıymetli duyguya sahip olmayan ihtiras bir perver olarak tüm kitap boyunca başına bir şey gelmeden hafızamızda yer edinmiştir. Peki, bu kadar net yargıları ifade etmeme rağmen neden
MeyhaneEmile Zola · Görsel Yayınları · 19934,697 okunma