Orhan Pamuk, bu kitapta aşkı yalnızca bir duygu olarak değil; zaman, nesneler ve hafıza üzerinden kuruyor.
Füsun’a duyulan takıntı, aslında İstanbul’un ve sınıfsal ilişkilerin ince bir portresiyle iç içe ilerliyor.
Roman ile müze arasındaki geçişler,
okuru sadece anlatının değil, hatıraların da tanığı yapıyor.
Zaman zaman temposu yavaşlasa da,
bıraktığı iz çok kalıcı.