Bir Matmazel

Bir Matmazel
@Birmatmazel
Kadim bir söz vardır insanların dilinden düşmeyen. Sonlarını görmeden bilinemez, ölümlülerin hayatlarını mutlu mu yoksa mutsuz mu yaşadıkları.
Sayfa 1 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
6/10
·405 syf.·
2021 37. kitabı
Uğultulu Tepeler, karizmatik, havalı bir kitap ismi, son zamanlarda da adına sıkça rastlıyorum, bu sebeple merak ettim, büyük bir hevesle okumaya başladım. 19.yüzyıl İngiltere'sinde geçiyor. Hala aynı mı bilmiyorum ama o zamanlarda onlarda da orman kanunları geçerli görünüyor. Yani gücü elinde bulunduran kanundur, ve herşeyi mevcut kanunlara göre uydurur.Şimdiye kadar okuduğum kitaplara hiç benzemiyor. Neredeyse tüm karakterler oldukça sinir bozucu, itici. Tabi ki hiçbiri Heathcliff'in eline su dökemez.Kin, nefret, hırs, öç alma, hastalıklı bir sevgi kitapt öne çıkan, öne çıkan güçlü duygular.Sanıyorum bu sebeple de kitaba bir türlü ısınamadım, oldukça uzun sürede bitirebildim. Özellikle ilk 100 sayfada, karakterleri anlamakta biraz zorlandığımı söyleyebilirim. Eğer okursanız, size tavsiyem, bir aile ağacı çizmeniz :) Böylece daha kolay olacaktır. Uğultulu Tepeler'in bir aşk romanı olduğunu düşünerek, okumaya başlayacaksanız, DURUN! Sakın yapmayın, hayalkırıklığına uğrarsınız.Evet, temelinde aşk var ama bir aşk nasıl böyle nefret, doymak bilmez bir intikam hırsına dönüşebiliyor, anlaşılır gibi değil.Hatta aşka dair görebildiğiniz güzel hiçbirşey yok, sadece nefret, kötülük planları. Heatchliff'Te bu intikam hırsı o kadar güçlü ki, nesilden nesile tüm aileden intikam almaya çalışıyor, birisinden aldın, yeter artık, dur diyorsunuz.Aslına bakarsanız, kurgu güçlü, karakterlerin , duyguların okuyucuya yansıtılması da çok güçlü. Klasikler arasında yer almayı hak eden bir kitap.Ama mutlaka okumalısınız diyemem :) Okuyanlar için de keyifli okumalar diliyorum...
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202558,1bin okunma
Okurken Yaşlandım
8/10
·408 syf.·
2022 1. kitabı
Karakter Rehberi • Mr. Lockwood: Kiracı ve anlatıcı • Mrs. Dean (Nelly): Kahya kadın ve diğer anlatıcı • Romanın merkezinde iki aile var; 1. Lintonlar (Thruscross Çiftliğinde yaşıyorlar) 2. Earnshawlar (Wuthering Heights-Uğultulu Tepelerde yaşıyorlar) • Hindley Earnshaw: İki çocuktan erkek olanı • Catherine Earshaw: İki çocuktan kız olanı • Mr. Heathcliff: Baba Earnshaw’ın bulup getirdiği ve aileye kattığı kimsesiz çocuk • Edgar Linton: İki çocuktan erkek olanı • Isabella Linton: İki çocuktan kız olanı • Joseph: Uşak • Zillah: Hizmetçi • Robert: Uşak • Frances: Hindley’nin karısı • Hareton Earnshaw: Hindley ve Frances’in tek çocukları • Küçük Linton: Heathcliff-Isabella evliliğinden doğan çocuk • Küçük Catherine: Edgar-Catherine evliliğinden doğan çocuk -Spoiler İçermez- Karakter kalabalığından ve karmaşıklığından anlayacağınız üzere roman iki kuşak boyunca devam eden bir hikayeyi konu alır. İki kuşak boyunca devam eden karmaşık ilişkileri, nefretleri, acıları, intikamları ve bir tutam aşkı... Uğultulu Tepeler her daim 'Yazılmış en iyi AŞK kitaplarından biri' olarak reklam edildi, sunuldu bize. Fakat ben bu kitapta aşktan başka ve aşkla bir araya gelemeyecek duygular okudum. Dolayısıyla bu bir aşk kitabı değildir benim nezdimde... -Spoiler İçerir- Kitap, nereden geldiği belli olmayan Heathcliff'in uğradığı zorbalıklarla ve bu zorbalıklar neticesinde arsızlaşması, öfke dolması, sertleşmesi ve korkunçlaşmasıyla başlıyor. Fakat gelin görün ki bu yabani karakter 'manevi' kardeşi olan Catherine'e aşık(!) oluyor. Catherine de ona karşı aynı duyguları hissetmekle birlikte mantıklı olarak onu evlenmeye ve hatta duygularını açmaya uygun biri olarak görmüyor. Aslında kitapta bu bize her ne kadar, kibir, burnu havadalık, kendini üstün görme vs. olarak anlatılsa da bu
Edebiyat
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202558,1bin okunma
Jack London / Vahşetin Çağrısı
7/10
·115 syf.··
Beğendi
·
2018 6. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2018 00:00
Bu kez tartışmalı bir kitapla beraberiz. Değinmem gereken çok fazla şey var bu kitapla ilgili. O yüzden bazı şeyleri çok fazla uzatmadan, üzerinden kısa kısa geçerek aktarmayı planlıyorum. NOT: Kitabın incelemesini daha iyi aktarabilmek adına diğer incelemelere de göz attım, filmini izledim ve Jack London ile ilgili de biraz araştırma yaptım. Tüm bunları göz önüne alarak hazırladığım bir inceleme olacak. Öncelikle parçaların bir araya gelebilmesi için Jack London’ı kısaca tanıyalım. Jack abimiz çocuk yaşlardan itibaren hep çalışmak zorunda kalmış: yaşadığı dönemde ekonomik buhranlarla bir anda gözde olan Altın Avcılığına merak sarıp, altın bulma hayalleriyle nice maceralara atılmış, sonrasında bu parasızlıktan sıyrılmak için o altın avcılığı serüvenlerinden esinlenerek yazdığı kitaplarla bir anda hayatı değişen değerli bir büyüğümüzdür. Yani Jack abimiz için yazdığı eserler tamamen gelir kapısı; satın aldığı kitaplar da daha iyi eserler yazabilmek ve daha çok para kazanabilmek adına yapmış olduğu yatırımlardır. Keza bunu kendisi de dile getirmektedir. Bu nedenle yaptığı eserler, gördüğü ilgiyle orantılı olarak kurgulanmaktadır. Demek istediğim şu ki, birçok eserinde benzer ögelere rastlamamızın temel nedeni bu tarz konular işlediğinde satışlarının daha yüksek olması diye düşünüyorum. Öte yandan birçok yazarda belli başlı detayların, eserlerinde daha çok ön plana çıktığını görmek zaten alışılagelen bir durum. Jack abimizde de kurtları, köpekleri, çetin soğukları, zorlu mücadeleleri, azmi, hayatta kalma çabalarını eserlerinde sıkça görmekteyiz. Bunun bir diğer nedeni de eserlerinde, kendi ruh halinin, yaşam tecrübelerinin, ilgi duyduğu konuların büyük etkisinin olması… Tüm bu söylediklerimi göz önüne alırsak Beyaz Diş kitabı ile bu kadar mukayese edilmesinin nedenini
Vahşetin ÇağrısıJack London · İlya Yayınevi · 200843,3bin okunma
8/10
·64 syf.··
2017 160. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2017 10:48
“Gerçekten hiçbir şey hatırlamıyorum, bana ne oldu bilmiyorum… Neden bu kadar çok Zweig kitabı okumaya başladım, bilmiyorum...” Stefan Zweig okuyanlar bilir, Zweig'in bir kitabını okuyan kişi artık iflah olmaz ve bütün kitaplarını okumaya başlar. Adeta bir Amok Koşucusu gibi... Peki Amok koşucusu nedir? Hemen cevaplayayım, bir tür çıldırma durumudur. Bu tabir, bugün dünyanın her yerinde benzer cinnet olaylarında faili tanımlamak için kullanılır. Kökeni bir çeşit intihar saldırısı geleneğine dayanır. Amok koşucusu sonuna kadar savaşır sonunda savaştığı şey uğruna ölür. Hem ülkemizde, hem de dünyanın pek çok yerinde, bir dizi insanı öldürüp ardından kendisini öldüren insanların haberlerini sürekli duyuyoruz/okuyoruz. İşte bunların hepsi birer amok koşucusu. Bu durumun aktörlerinden, şayet hayatta kalanlar varsa, ifadeleri de genelde şöyledir; “Gerçekten hiçbir şey hatırlamıyorum, bana ne oldu bilmiyorum…” İşte amok koşucusu da böyledir. Bir çıldırma haliyle harekete geçer. Kendisinin gücü kalmayacak ve artık düşüp ölecek hale gelene kadar karşısına çıkan her şeyi yok etme eğilimindedir. Esasen yazarımız Stefan Zweig da bir amok koşucusudur. Yaşamına intihar ederek son verdiğini düşünürsek, kısmen de olsa yazarın da bir amok koşucusu olduğunu söyleyebiliriz.
Edebiyat
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,9bin okunma