Sokakta yürürken ya da meydanda bir kafede otururken insanları seyrediyorum. Nasıl yürüdüklerini, tavırlarını, yüzlerindeki ifadeleri... Bazen tavırlarındaki ve ifadelerindeki çabayı görüyorum, hayat karşısında gösterdikleri yiğitliği, azar azar olsa bile sürekli sarf ettikleri kahramanca çabayı... O zaman içim derin bir açık duygusuyla doluyor. Ama bu sadece duygusallık. Çünkü ben aynı zamanda insanlara karşı, yanımda bir makineli tüfek olsa ve mahkemelik olup hapishaneye girme derdinden çekinmesem, hepsini vurup öldürebilecek kadar büyük bir soğukluk hissediyorum.
Kızı her zaman bir şeyler isterdi, bir elbise, bir takı, bir at, bir seyehat, kızının bu isteklerini kızının hayata karşı doyumsuzluğunun ifadeleri olarak görürdü.